Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Metabolic Balance ile Sağlıklı Beslenme Programı
NUTRA SYSTEM | Alsancak Polikliniği | Temsilci
 
Vücutta yağ artışı(kilo artışı) dolayısıyla obezite, günümüzün en önemli sağlık problemlerinden bir tanesidir,modern yaşam koşulları ve çalışma şartlarının etkisiyle ,beslenme de yanlış gıdaların seçilmesi dolayısıyla vücut gerekli besinleri alamaz ve buna bağlı olarak metabolizma ve hormon dengesizlikleri meydana gelir. Doğal ve dengeli bir metabolizma vücudun bütün fonksiyonlarının muntazam olarak seyir etmesi için bir esas teşkil eder.
 
Günümüzün yaşam şartları ve beslenme tarzı karbonhidrat ağırlıklıdır.gerekli olan yeterli proteini , kaliteli yağ,vitamin ve mineralleri içermez.bu tarz bir beslenme şeklinde vücudumuzda insülin hormonu artar,bu artış zamanla insülin direncine yol açarak,vücudumuzun metabolizmasını ve hormon dengesini alt üst ederek hem obezite’ye hemde diabet,tansiyon,çeşitli kalp hastalıkları ve daha bir çok hastalığa yol açar.
 
İnsülin direnci meydana gelince vücudumuzda bir çok hormonun salgılanma düzeni ve şekli değişir,ayrıca artan yağ dokusundan da çeşitli hormonların salgılanması buna eklenince metabolik sendrom adlandırdığımız durum ortaya çıkar.
 
Metabolik sendrom nedir?
Göbek çevresi yağlanma ile karakterize obezite,kan yağlarında yükseklik,hipertansiyon ve koroner arter hastalığı ile giden kişinin yaşam süresini ve kalitesini etkileyen bir durumdur. bu obezite durumu da diyabet, karaciğer yağlanması, kalp krizi, gut, felç, alzheimer,artrit,kanser,polikistik over sendromu,kadınlarda adet düzensizliği ve erkeklerde ereksiyon problemleri gibi bir çok cinsel fonksiyon bozukluğu gibi çok sayıda sağlık problemlerine neden olur.
 
Yanlış beslenme sonucu vücudumuzda ortaya çıkan insülin direnci ve sonra da buna ilave olan leptin direncini önlemek ve metabolizmamızı düzenlemek için sağlıklı beslenme ve yaşam alışkanlıklarının kazandırılması konusunda çalışan doktorlar,beslenme uzmanları ve mühendisler metabolic balance programını geliştirmişlerdir. Metabolic Balance programı 2002 yılından beri dünyada 35’in üzerinde ülkede uygulanmaktadır.
 
Metabolic Balance nedir?
Metabolic Balance ;kilo düzenleyici bir metabolizma programıdır. bu program kişiye özeldir ve kişinin güncel laboratuar tahlilleri ve sağlık durumunun gözden geçirilmesinden sonra metabolizma durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda bu konu da eğitim almış bir doktor tarafından uygulanır.
 
Metabolic Balance nasıl etki eder?
Metabolic balance’ın temeli insülini denge de tutmak,patolojik artışını ve insülin direnci oluşumunu engellemek.metabolic balance’ programı kişi metabolizmasının ihtiyacı olan besinleri belirler,kişinin beslenme şeklini ve gerekli olan öğünlerini belirler,vücuda gerekli vitamin ve mineralleri sağlayıp,insülinin dengeli salgılanmasını,enzim ve hormonların dengesini sağlayarak kişinin sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmasını temin eder.kişi neyle ve nasıl beslenmesi gerektiğini kolay kurallara göre öğrendiği için kilosu kontrol altında kalır ve yeni metabolik dengesi(balance) oluşur.program çok kolay uygulanır ve etkisini sürekli muhafaza eder.
 
Metabolic Balance bize sağladığı net yararlar nelerdir?
1-Kilo verme: kişi doğal yolla sağlıklı beslenerek ve zararlı zayıflama ilaçlarına başvurmadan fazla kilolarından kurtulup ideal kilosunu sürekl muhafaza eder.
2-Kilo alma: çok zayıfsanız ve ideal kilonuzun altındaysanız metabolic balance programıyla kilo alıp ideal kilonuza kavuşabilirsiniz.
3-İnsülin direnci ve metabolik sendromun düzeltilmesi ve dolayısıyla bir çok hayatı tehdit eden hastalıktan korunmak.
4-Güzel cilt görünümü
5-Programla kavuştuğunuz ideal kilonun sürekli korunabilmesi: ve böylece diğer zayıflama diyet programlarındaki gibi hızla kilo verip diyeti bırakınca vermiş olduğunuz kiloları hızla fazlasıyla almazsınız.
 
Program ne kadar sürer?
Program 4 aşamadan oluşur
1.ci aşama hazırlık dönemi,bu dönem 2 gün sürer ve detoksikasyon dönemi olarak kabul edilir.
2.ci aşama ise sıkı dönem olarak adlandırılır ve en az 14 gün sürer,bu dönem yağsız dönemdir ve kişi her istediğini yiyemiyor.
3.cü aşama rahat dönemi olarak adlandırılır ve beslenme programına ilave besinler ve yağ eklenir.
4.cü aşama koruma dönemidir,bu dönemde kişi metabolic balance’ın yaşam ve beslenme temellerini kazanmış olur ve hayat boyu ideal kilosunu korur.
 
Program nasıl uygulanıyor?
Hazırlık döneminde tahliller yapılıyor ve beslenme programı çıkartılıyor.sıkı dönemde programa uyulduğunda değişiklik gözlenebiliyor,rahat dönemde daha önce izin verilmeyen besinlere izin veriliyor,koruma döneminde ise beslenme ve hareketlerdeki değişimler ön plana çıkıyor.
 
Günde kaç öğün yemeli?
Metabolic Balance’ın en önemli temellerinden biri; günde 3 öğün yemeli,öğünler arasında 5 saat ara olmalı.yani metabolic balance’ta az az sık sık yeme prensibi ve ara öğünler kesinlikle geçerli değildir.
 
Hastalıkları iyileştirebiliyor mu?
Metabolic Balance’ın böyle bir iddiası yoktur ama bu program metabolik sendrom denilen diabet 2,tansiyon ve hormon sorunlarına oldukça iyi geliyor ve program sırasında bir çok hasta ilaçlarını bırakabiliyor.polikistik overli ve adet düzensizliği olan kadınlarda oldukça iyi sonuçlar vermektedir.
 
Program kimlere uygulanmaz?
Hamilelere,epilepsi hastalarına ve böbrek rahatsızlığı olanlara bu program uygulanmaz.
 
Spor öneriliyor mu?
Kişi programın bütün aşamalarında yürüyüş yapabilir,ama ağır sporları ancak programın 3.cü aşamasından sonra öneriyoruz,çünkü sporda vücut karbonhidrat yakar,ama bizim ilk etapta amacımız yağ yakmaktır. yağ en çok uyku da yanar,onun için en az 8 saat uyku öneriyoruz.
 
 

Şekerden önce, Türk tatlılarının vazgeçilmezleri arasında yer alan tahin ve pekmez, binlerce yıldır beslenme kültürümüzün ve damak zevkimizin en önemli tatlı besinlerinden biri haline geldi. Tahin, hücreleri yenileyerek gençlik kaynağı olmaktan antidepresan görevine kadar pek çok özelliğe sahipken, pekmez ise enerji sağlaması, kemik gelişimi ve sağlığına olan yararı, kan yapıcı özellikleri ile öne çıkmakta.

nutra-system-pekmez-tahin

Tahin, susamın ezilmesi ve kavrulması ile elde edilen susam yağıdır. İçerisindeki yağ miktarı yüksek gibi görünse de 16 g’ın sadece 2 g’ı doymuş yağlardan oluşmaktadır. Kalan kısmı kalp sağlığı açısından da olumlu etkileri ile bilinen doymamış yağlardan oluşmaktadır. İçerdiği doymamış yağlar kalp sağlığını korurken, kalsiyum ve magnezyum da kan basıncının düşürülmesine yardımcı olur. 2 yemek kaşığı tahin yetişkin bir bireyin B1 vitamini ihtiyacının % 30’unu, magnezyum ihtiyacının % 24’ünü, fosfor ihtiyacının % 22’sini, demir ihtiyacının % 14’ünü, kalsiyum ihtiyacının % 12’sini karşılamaktadır. Yüksek miktarda B vitamini içeriğinden dolayı sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Yorgunluk, halsizlik, sinir hali gibi durumlarda tahinin olumlu etkisi bulunmaktadır.

Susam içerdiği sesamin ve sesamol gibi lignanlar sayesinde kolesterol düşürücü etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Aynı besin öğelerinin varlığı susamın kendisi için de geçerlidir. Ancak dış kabuğu nedeniyle vücut tarafından emilimi daha zordur. Tahin olarak tüketilmesi bu nedenle de avantajlıdır.

Tahinin hücreleri yenileme ve yara iyileşmesi üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır.

Pekmez, içerisinde ticari glikoz katılmadığı ve katkısız olduğu sürece beslenmede ölçülü tüketilmek kaydıyla bulunması önemlidir. Saf şeker sadece basit karbonhidrat içerir, vitamin mineral içermez. Pekmez saf şekerden daha düşük enerji içermekle birlikte besin değeri oldukça zengin bir tatlıdır. Pekmez; kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum, bakır ve magnezyum minerallerini içerir. Pekmezde ayrıca B grubu vitaminlerinden B1, B2 ve niasin bulunmaktadır.

Köy, kasaba gibi yerlerde pekmez üretimi geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Burada düşük sıcaklıklarda uzun süre yapılan ısıtmalarda hidroksi metil furfural (HMF) seviyesi düşük olurken, kısa sürede ürün elde etmek için yüksek sıcaklıklarda ısıtılan pekmez üretimlerinde yüksek HMF değerlerine ulaşılmaktadır.

Yapılan araştırmalar HMF’nin yüksek dozda alınmasıyla, üst solunum, göz, deri ve mukozayı tahriş edebileceğini söylemektedir. Bunun dışında genotoksik etkisi olan bu bileşen, DNA üzerinde baz ve şeker modifikasyonu, tek çift zincir kırıkları, DNA protein çapraz bağlanması gibi lezyonlara sebep olup hasara yol açmaktadır. HMF üzerine yapılan başka bir çalışmada da, fazla miktarda tüketimle beraber tümör oluşum riskini arttırdığı gözlenmiştir.

Modern yöntemde pişirme işlemi vakum altında yapılmalıdır. Bu pekmezlerde yanma daha az olduğundan karemelizasyon da daha düşük düzeyde veya tamamen ortadan kalkmaktadır. Önerilen yöntem de budur. HMF’nin yüksek olması pekmezin çeşidine göre değil, üretim tekniğine göre değişim göstermektedir.

HMF, sadece pekmezde değil, üretimleri doğru yapılmayan bal, reçel gibi karbonhidrat yönünden zengin ürünlerde de sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ayrıca yine sizin de pekmez, bal gibi ürünleri pişirmemeniz veya yüksek ısıdaki süt vb. besinlere eklememeniz gerekmektedir.  

Tahin ve pekmez’i tek tek mi yoksa birlikte mi tüketildiğinde daha faydalıdır?

Tahin ve pekmez tek tek tüketildiğinde oldukça sağlıklı olmasının yanında; birlikte tüketildiğinde de besin değeri açısından oldukça doğru bir ikilidir.

Tahin ve pekmezi tüketirken dikkat etmesi gereken kişiler kimlerdir?

Diyabet ve hipoglisemisi olan bireyler: Şeker hastalarının pekmez tüketimlerini sınırlamaları gerekir. Bu da diyabet hastalığında yaşanan şeker dengesi hassasiyetinden dolayıdır.

Fazla kilolu ve Obez kişiler: Tahin pekmez yüksek miktarda enerji içerdiğinden fazla tüketildiğinde kilo alımına yardımcı olabilmektedir. Bu yüzden kilosuna dikkat eden, fazla kilosu olan bireylerin uygun miktar ve sıklıkta tüketmesini tavsiye ediyorum. Obez bireyler, her besinde olduğu gibi tahin pekmezi de miktar kontrollü tüketmelidirler.

Dumping sendromlu bireylerde: Kana hızlı karışması özelliğinden dolayı çok özel beslenmeyi gerektiren “dumping sendromu” gibi durumlar için de tüketimi sınırlandırılmalıdır.

 

http://www.nutrasystem.com.tr/

 

Yaşınız,boyunuz,cinsiyetiniz,kilonuz ve sağlık sorunlarınız göz önünde bulundurulmadan hazırlanmış diyetleri uyguladığınızda zararını kısa vadede değil uzun vadede görmeniz çok yüksek olasılıktır.Oluşacak sağlık sorunları sadece kas gruplarını değil,iç organları da etkileyebilir ve geri dönüşü olmayabilir. Kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıklar uzun süre yanlış beslenmenin de tetiklediği sağlık sorunlarıdır. İdeal kilo kaybı aylık maksimum 4 kg civarında olmalıdır. Yavaş ama kalıcı. Hızla verilen kilolar hızla fazlasıyla geri alınmaktadır.

nutra-system-diyetisyen

 ANA ÖĞÜNLERDEN BİRİNİ ATLARSAM KOLAY KİLO VERİRİM

Aksine metabolizmanın yavaşlamasına sebep olarak kilo artışını tetikler.

NE KADAR AZ UYURSAM, O KADAR HIZLI KİLO VERİRİM.

Sağlıklı bir insanın günde ortalama 6-8 saat uyuması gerekir.

SAAT 19:00 SONRA BİR ŞEYLER YERSEM KİLO ALIRIM.

Saat 19:00’dan önce ana ögün, yatmadan 2 saat önce ise ara öğün tüketilmesini öneriyor.

AÇKEN FİZİKSEL AKTİVİTE YAPARSAM ÇOK KİLO VERİRİM.

Vücutta hiç bir enerji kaynağı yokken yapılan aktivite tamamen kas yıkımına sebep olur.

AÇKEN LİMON VEYA GREYFURT SUYU İÇERSEM YAĞ YAKARIM.

İçeriğindeki C vitamini yağ yakıcı olsada açken tüketildiğinde mideye zarar verebilir.

HER DİYET PROGRAMI GÜVENİLİRDİR.

Beslenme konusunda konuşanların çoğu uzman değildir. Bu yüzden bir diyetisyene danışmanız daha sağlıklı olur.

KİLO YÖNETİMİ PROGRAMINDA 3 BEYAZA YER YOKTUR.

Karbonhidratlar ve tuz eksikliği metabolik faaliyetleri azaltır ve bağışıklığınız zayıflar. Bu yüzden belirli miktarlarda tüketilmelidir.

LIGHT ÜRÜNLERİN KALORİSİ YOK, ÇOKCA TÜKETİLEBLİR.

Her yiyeceğin ve içeceğin kalorisi vardır. Ancak light ürünler diğerlerine oranla daha düşük enerji ve yağ içerirler.Etiket okuma alışkanlığı edinilmeli ve light ürünler mutlaka kalori cetveline bakılarak değerlendirilmelidir.

SAĞLIKLI BESLENMEDE KIRIMIZI ETE YER YOKTUR.

Kırmızı et hiç bir besinde bulunmayan vitaminler ve kaliteli protein içerir. Bunlar diyetin temel taşlarıdır.Proteinler vücutta dokuların yapım ve onarımından sorumludur.

VERİLEN KİLOLAR HIZLA KİLO ALINIR.

Sağlıklı bir programı ile alışkanlık haline getirilen beslenme sonucu verilen kilolar geri alınmaz.

ZAYIFLAMA İLAÇLARI İLE HIZLA KİLO VERİLEBİLİR.

Karaciğer başta olmak üzere birçok organı etkileyerek sağlıklı çalışmasını engeller ve ciddi rahatsızlıklara sebep olur.

ELMA SİRKESİ İÇERSEM YAĞLARIMI ERİTİRİM.

Yağ yakımına etkisi bilinmez ama içerisindeki asit mide asiditesini artırarak ülsere varan rahatsızlıklara sebep olabilir.

ÇAY,KAHVE VE ÇORBA VÜCUDUMUN SU İHTİYACINI KARŞILAR.

Hergün 2 litre su vücuttan atılmaktadır.Bu sebeple suyu sadece su olarak içine hiçbir madde karıştırmadan tüketmemiz gerekir.Çay ve kahve fazla tüketiminden kaynaklı di üretik etki yapabilir.Bu da vücuttan daha fazla suyun atılmasına sebep olur.

 

kirimzisarap1

Yeni yılın ilk gününde az kalorili alkollü bir içeceği tercih edebilirsiniz. Şişkinlik, baş ağrısı yaşamak ve metabolizmanızı yavaşlatmak istemiyorsanız bir saat içerisinde bir kadeh içkiden fazla tüketmeyin ve gece boyunca alkol yanında bol su içmeye dikkat edin. Vücudunuza aldığınız 1 gr alkol, 10 ml suyun atılmasına neden olur. Yeni yıl gecesi için tercih edilebilecek en masum içki içerdiği antioksidan ve daha düşük kalorili olması sebebiyle kırmızı şaraptır.

 

Pekmez,toz veya kuru olarak aktarlarda yerini alan keçiboynuzu galik asit içeriği ile bağışıklık sisteminizi güçlendirir .Faydaları saymakla bitmeyen keçiboynuzuna sofranızda daha çok yer verin.

izmir-diyetisyen

Bakalım keçiboynuzu nelere iyi geliyor?

Diş ve diş eti rahatsızlıkları,kansızlık,alerji,öksürük,balgam gibi şikayetlere iyi gelen keçiboynuzunun iştahı açma gibi bir özelliği de mevcut. İçerdiği yüksek selüloz ile mide ve bağırsak dostudur.Şişkinlik ve gaz sorunlarını çözer.

Keçiboynuzu pekmezinin diğer ismi harnup pekmezidir.Fosfor ve kalsiyumdan zengindir.Kemik erimesi şikayeti olan bireylere tavsiye edilir.E vitamini içermesi antioksidan bileşenler yönünden zengin olduğuna işarettir.Bu sebeple vücutta oksitlenmenin önüne geçmesi kanser gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini düşürür. Unutkanlığa iyi gelir ve dikkati toplamaya yardımcı olur. Şeker içeriğinden dolayı diyabetli (şeker hastalığı) bireylerin pekmez tüketiminden kaçınması gerekir. Porsiyon kontrolü açısından diyetisyeninize danışınız.

http://www.nutrasystem.com.tr/

Hepimiz yeni yıldan beklentiler içindeyiz kimimiz hayalini kurduğu okulu, kimimiz yeni bir işi,kimimiz yeni yıla daha önce yapamadıkları için bir şans gözüyle bakıyor.Tabi ki yeni hedefler koymak,kendimizi geliştirecek şekilde plan yapmak en önemli adımdır.Eğer yeni yılda hedefiniz sağlıklı yaşam için farkındalığınızı arttırmak ve fazla kilolarınızı kendinize yük etmemekse sağlıklı yaşam için bir takım şeyleri alışkanlık haline getirmeniz ve bunu yaşam biçimi olarak benimsemeniz gerekmektedir.

2017-nutra-system

Başlangıçlar her zaman güzeldir.

Başlangıç yapacağınız konu ne olursa olsun.Bir plan yapın ve bu plan için gerekli maddeleri sıralayın.Sizin için gerekli olanların listesini iyi tutun ki hayatınızdaki değişimleri takip etmek için listeden yardım alın.Konu sağlıklı yaşamsa sağlıklı beslenme adına alacağınız her kararı not edin.Yıl içinde hareketsizlikten şikayet edip,yeni bir spora mı başlamak istiyorsunuz veya mutfakta daha sağlıklı yemekler yapmak için yeni kitaplar mı okumak istiyorsunuz?  Kararınızı verin hepsi birbiriyle ayrılmaz bir bütün çünkü diyet ancak tek başına %70 verimli kilo verme süreci demek %30’luk olan egzersiz veya fiziksel aktivite kesinlikle küçük bir pay gibi görülmemelidir. Ancak ikisi birlikte daha verimli sonuçlar doğuracaktır.

Yeni yıla sağlıkla merhaba deyin…

Yeni yıl akşamında besin tüketimlerimiz öyle abartıya kaçıp artıyor ki durdurabilene aşk olsun.

  • Eğer yılbaşını dışarıda kutlayacak olanlardansanız evden çıkmadan önce kremasız bir çorba tüketmeniz veya ara öğün yaparak gitmek sizin uzun süre aç kalmanızı engellediği gibi ana yemekten daha az yemenize yardımcı olacaktır.
  • Ordövr tabağında önceliği yoğurtlu mezelerden ve kaşar–tulum peyniri dışındaki peynirlerden yana kullanmak hem sizi daha uzun süre tok tutacak hem de hafif bir geçiş sağlayacak.
  • Kullanılan yağların kalitesi bilinmediği için mide rahatsızlıkları yaşanabilir. Yağda kızaran her gıda kanserojen bileşenlerden dolayı riskli ve bol kalori alımına neden olduğu için uzak durulması gerekenler arasındadır.Yağda kızartılmış sigara-paçanga böreği veya şakşuka gibi kızartılmış sebzeler yerine haşlanmış sebzeler tüketmek daha sağlıklı bir tercih olacaktır.
  • Ana yemek olarak protein ve sebze içerikli bir menü tüketmek en doğru olanıdır.
  • İçki tüketimleri ile birlikte kuruyemiş veya çerez tüketmek de kilo veriminizi olumsuz yönde
  • Alkolle kırmızı eti bir arada tüketmeyin. Her ikisinin de toksik etkisi çok yüksek olduğu için toksik bileşenlerin atılımı karaciğerinizi yorar.
  • Ertesi gün daha hafif bir kahvaltı ile güne başlamak ve bol su tüketmek yapılması gerekenler arasındadır.

Yeni yılın sağlık, şans ve başarı getirmesi dileğiyle…

http://www.nutrasystem.com.tr/

Seratonin triptofan aminoasidinden sentezlendiği için triptofandan zengin tüm besinler aynı zamanda sizi mutlu eden besinlerdir. Muz, kivi, ananas, mango, süt, yumurta, tavuk ve hindi eti başlıca triptofan kaynakları arasında gelmektedir.

insani-mutlu-eden-besinler

Omega-3: Araştırmalar omega-3 yağ asitlerinin depresyon riskini azalttığını göstermektedir. Omega-3’ün en güçlü kaynağı balık yağıdır. Ayrıca ceviz, keten tohumu, chia tohumu da bir miktar omega-3 içermektedir .

Fitoöstrojen Besinler: Östrojen seviyesinin artışı serotonin seviyesini de arttırmaktadır. Bu konuda fitoöstrojen besinlerin başlıcaları; soya fasülyesi, kırmızı meyveler, kurubaklagiller ve keten tohumudur.

Kuru yemişler: İçerdikleri kaliteli yağlar serotonin hormonunun artışını sağlar. Kaliteli yağ kaynaklarının serotonin salınımını arttırdığı kadar trans ve doymuş yağlar da ters etki yaratmaktadır.

Resveratrol: 2014 yılında yapılan çalışma sonucunda resveratrolün antidepresan etki gösterdiği görülmüştür. Özellikle kırmızı üzüm, yer fıstığı ve ananasta bolca bulunan resveratrolün mutluluğunu arttırma dışında en büyük özelliği güçlü bir antioksidan olmasıdır.

Yeşil Çay : Flavonoid gibi polifenol içeriklerinden dolayı, stres ve depresyon yönetiminde olumlu bir etkisi bulunmaktadır.

http://www.nutrasystem.com.tr/2016/11/26/insani-mutlu-eden-besinler-izmir-diyetisyen-beslenme-koclugu/