Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü Nuh, Büyük Tufan’dan sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapmıştır. Toplumumuzda da her yıl aşure gününde severek yapılıp yenilmektedir.

Aşurenin tarifi yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Temel olarak su, buğday, nohut, toz şeker, fasulye, pirinç kullanılarak yapılan aşureye süsleme amacı ile ceviz, çam fıstığı, badem, nar, susam ve tarçın gibi kuruyemiş, meyve ve baharatlar kullanılır. Tarifi hiçbir hayvansal ürün içermemesi itibariyle vegandır ve hiçbir şekilde hayvansal yağ-kolesterol içermez.

İçeriğine katılan buğday, nohut ve fasulye sinir sistemi üzerinde etkili olan vitamin B1 yönünden zengindir. Aşure tahıl, kurubaklagil ve ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumları içeriğinde barındırmasıyla yine sinir sistemi ve göz sağlığı üzerinde etkili olan vitamin B2 yönünden de zengindir. İçeriğine koyduğumuz meyveler sayesinde ise A ve C vitamini yönünden oldukça değerlidir. Bunların yanı sıra aşurede bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum vardır.

asure-nutra-system

İçerdiği yağlı tohumlar w-3 başta olmak üzere demir, kalsiyum, E vitamini içerir. Bunların yanı sıra protein içeriği de yüksek olan yağlı tohumların adı üzerinde yağ miktarları ve dolayısıyla kalorileri miktarları da fazladır.

İçerisine konulan incir, kuru üzüm, kuru kayısı gibi meyveler posa yönünden zengin, barsak hareketlerini hızlandıran besinlerdir ve kabızlık problemine iyi gelir.

Kurubaklagiller proteini yüksek besinlerdir. Ancak içerdiği proteinden vücudumuz %40-60 oranında yararlanabilmektedir. Eğer kurubaklagilleri tahıllarla beraber pişirir yada tüketirsek bu oranı %70 e çıkarabiliyoruz ki aşure de içinde hem buğday hemde fasulye nohut gibi kurubaklagiller bulundurmasından dolayı avantajlı bir seçimdir. Aynı zamanda susam ceviz, badem ve fındık da bitkisel protein içermektedir ancak bu bahsettiğimiz yağlı tohumların adından da anladığımız üzere yağ miktarları da fazladır dolayısıyla kaloriyi de arttırmaktadırlar.

Aşureyi tüketirken bu faydalı özelliklerinin yanı sıra kalori içeriğini de göz önünde bulundurmalıyız. Yağlı tohumların yanı sıra şekerin de kalorisini göz ardı edemeyiz. Kan şekeri kontrolü için üzerini tarçın ile süslemek hem faydalı hem lezzetli olacaktır. Kilo problemi, kronik hastalığı olanlar aşureyi doktor ve diyetisyenlerin önerdiği ölçüde tüketmelidir.

http://www.nutrasystem.com.tr/

Sonbahar yüzünü göstermeye başladı, sonrasında ise uzun ve soğuk bir kış mevsimi bizi bekliyor. Kışın gelişiyle yaşam tarzımızda aynı şekilde değişiyor. Fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzamasıyla televizyon başında geçirilen zamanın ve bununla beraber atıştırmalıkların artmasıyla metabolizmamızda ve vücut ağırlığımızda istenmeyen değişimler olmaktadır. Havaların soğumasıyla birlikte metabolizmamız kendini koruma altına almak için enerji harcamak istemez ve yağ dokusunu korumayı tercih eder. Bu nedenle sürekli yeme hissi, özellikle de basit karbonhidrat içeren tatlı, şekerli, hamur işi gıdalara yönelim artar. Genellikle kış aylarında birçok kişide gözlenen depresyon halinin artması da yeme eğilimini artırır. Tüm bunlara soğuk havalarda düşen bağışıklık sistemimiz ve artan enfeksiyonlar da eklenince kış aylarında yeterli ve dengeli beslenme gereksinimi kaçınılmaz oluyor. Peki nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle günlük beslenmemizin düzenli ve dengeli olmasına dikkat etmeliyiz. 4 ana besin grubumuzda bulunan çeşitli besinler beslenmemizde mutlaka bulunmalı. Bununla beraber 3 ana öğünümüzü aksatmamaya özen göstermeliyiz. Gün içinde kan şekeri düzeyimizin aşırı dalgalanmasını önlemek için öğün aralarımız 3,5-4 saati geçmemeli gerekirse ana öğünlerimizin yanı sıra ara öğünler de beslenmemizde yer almalıdır.

izmirdiyetisyen

Soğuk havalarda içeceğimiz sıcak çorbalar açlık merkezini baskılayarak daha iyi bir doyum sağlar. Yapılan araştırmalara göre çorbalar midede gerginliği azaltan en ideal besinlerdendir.

Yazın sıcaklar nedeniyle suyu rahatlıkla içebiliyoruz ancak kışın sıvı kaybımız az olduğu için susama hissimiz azalabilir ancak su ihtiyacımızı mutlaka karşılamalıyız. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temelidir. Soğuk hava nedeniyle kışın favori içecekleri genelde sıcak içeceklerdir, sıcak içecek olarak kafein- tein içeriği yüksek olduğundan dolayı çay- kahveyi değil de bitki çaylarını tercih edebiliriz. Kuşburnu çayı C vitamini içerdiği için, rezene gaz sorunlarına iyi geldiği için ve su ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olarak çay – kahve yerine bunları tercih edebiliriz.

Sonbaharda güneşin etkisinin azaltmasıyla D vitamini ihtiyacına dikkat etmeliyiz. Güneşli günlerde 20-25 dk kadar açık havada güneş enerjisini almak D vitamini ihtiyacımızı karşılamamıza yardım edecektir. Kış mevsimindeki balık tüketimimiz w-3 yağ asitlerini almamızı sağlarken, D vitamini açısından da tercih edilmesi gereken önemli bir besindir. Haftada 2 kere balık yemek kalp sağlığınızı korumaya yardım ederken, kemiklerimizin de güneşin eksikliğini ( D vitamini yetersizliği ) daha az hissetmesine sağlayacaktır. Ayrıca somon orkinos gibi balıkları tüketmek kışın soğuktan kuruyan cildimize de iyi gelecektir.

Güneş ışığını daha az almamız nedeniyle daha mutsuz oluruz, bu nedenle de kışa doğru depresyon vakaları artar. Sinir sistemimizin güçlenmesi için günde yeterli miktarda fındık veya badem gibi kuruyemişler yenilmeli. Aynı zamanda haftada 2 gün tüketeceğimiz balık da sinir sistemimizin güçlenmesini sağlayacaktır.

Özellikle A ve C gibi antioksidan vitamininden zengin turunçgiller, brokoli, kabak, yeşil biber, karnabahar, mandalin, maydonoz, roka gibi sebze ve meyveleri günlük beslenmemizden eksik etmemeliyiz. A ve C vitamininden zengin sebze ve meyveler yeterli miktarda tüketildiğinde bizi canlı tutup bağışıklık sistemimizin güçlenmesi için yardımcı olacaktır. Çinko ise bağışıklık sisteminin güçlü olması için gerekli akyuvar ve antikorların oluşmasını sağlar, özellikle sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan gribal enfeksiyona neden olan mikropların etkisiz hale getirilmesine yardımcıdır. En çok kırmızı et, deniz ürünleri, badem, ceviz, yumurta, süt, kurubaklagiller, tam tahıllar, bulgur, ıspanak, bezelye gibi besinlerde bulunur.

E vitamini de soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını engellemektedir. Bunun için yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar, ve kurubaklagiller yeteri kadar tüketilmelidir.

Bir diğer önemli konu ise posadır. Tercihimizi posalı yiyeceklerden yana kullanmamız kan şekerimizi ideal dengeye ulaştır, tokluk süremizi uzatır böylece daha rahat bir kilo kontrolü sağlar. Bunun için yapmamız gereken ise meyveleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabuklarıyla tüketmek ve öğünlerimizde tam tahıllı ürünlerine yer vermek gibi basit tercihlerdir.

6-10 yaş arası olan okul çocukları yavaş ancak sürekli bir büyüme gösterirler. Bu çağdaki beslenme şekli; çocuğun yaşına, cinsiyetine, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite düzeyine göre düzenlenir. Bu çağ çocuklarında oluşturulan beslenme düzeni ve alışkanlığı yetişkinlik dönemindeki beslenme şekli için altyapı oluşturur. Bundan dolay ailenin bu dönemde çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlıklarını öğretmesi, beslenme eğitimi vermesi çok önemlidir.

gfhghh

Okul çağı çocuklarına uygulanacak beslenme programının amacı, çocukların büyüme, gelişmelerini sürdürmeleri ve olumlu beslenme alışkanlıklarının oluşturulmasıdır. Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmediğinin en önemli göstergesi büyüme ve gelişmesidir. Yaş ve cinsiyete göre percentil aralıkları takip edilerek büyüme ve gelişme izlenir. Yetersiz beslenme sonucunda büyüme ve gelişmeden geri kalınır, hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle sağlıksız beslenme sonucunda şeker hastalığı (diyabet), kalp hastalığı, hipertansiyon, obezite gibi hastalıkların görülme riski artar.

Okul çağı çocuklarında sık görülen beslenme sorunları; zayıflık, şişmanlık, demir eksikliği anemisi (kansızlık), vitamin yetersizlikleri, iyot yetersizliği, kabızlık ve diş çürükleridir. Son yıllarda obezitenin de artması ile bu gruba metabolik sendrom da dahil olmuştur.

Öneriler:

. Okul çocuklarının en önemli problemlerinden biri kahvaltı öğününün yapılmamasıdır. Kahvaltı, gece boyunca aç kalan vücut için elzem bir öğündür, bu yüzden günün en önemli öğünü olarak adlandırılır. Kahvaltı yapmayan çocuklarda dikkat azalması, öğrenme yeteneğinde azalma gibi okul başarısını etkileyecek olumsuzluklar görülmektedir. Bu yüzden her çocuk (aslında her insan) sabah ihtiyacı olan enerji ve besin ögelerini içerecek şekilde kahvaltı yapmalıdır. Kahvaltıda; süt, yumurta, peynir, zeytin, omlet/menemen, yeşillik, ekmek, evde yapılmış taze sıkım meyve suyu, tahıl gevreği gibi besinler birkaçı mutlaka bulunmalıdır.

. Yaşam boyu sürdürülecek beslenme alışkanlıkları bu evrede oluşur. Bu yüzden aile veya diyetisyen mutlaka çocuğa beslenme eğitimi vermelidir, besin piramitleri ile çocuğun aklında kalacak görsel yöntemler eğitim sırasında kullanılmalıdır.

. Ortalama olarak 6 öğün beslenme (kahvaltı, kuşluk, öğle, ikindi, akşam ve yatsı) çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişmesini sağlaması açısından yeterli olacaktır.

. Beslenmede çeşitliliğe yer verilmelidir ve 4 besin grubundaki besinler de yeterli miktarda alınmalıdır. Böylece besin ve besin öğeleri eksiklikleri görülme oranı azalır.

  1. Süt, peynir ve yoğurt çocukların güçlü kemiklere, dişlere ve kaslara sahip olmak için gerekli olan protein, kalsiyum ve D vitaminini sağlar. Bu gruptan günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
  2. Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller güçlü kaslar ve sağlıklı kan için gerekli olan protein, demir, B vitaminleri ve bazı mineralleri sağlar. Bu besinlerin günde imkanlar dahilinde 2- 3 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  3. Ekmek, tahıl ve makarna B vitamini, demir, mineral ve posa içerir. Bunlar ayrıca iyi bir kompleks karbonhidrat kaynaklarıdırlar ve çocukların aktiviteleri için gereken enerjiyi sağlarlar. Bu grup besinlerden günde 6-9 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  4. Sebzeler ve kompleks karbonhidratlar A vitamini, C vitamini, ve posa içerir. Ayrıca belirli miktarlarda B vitaminleri, potasyum, kalsiyum ve diğer mineralleri içerir. Günde 3-4 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  5. Meyveler; çocukların cildi, göz ve diş eti sağlığı için gereken A ve C vitamini, potasyum ve diğer mineralleri içerir. Meyveler ayrıca karbonhidrat ve posa da içerir. Çocuklar genellikle doğal şeker kaynağı olan meyveleri severler. Günde 2-3 porsiyonmeyve yemeleri önerilmektedir.

. Çocukların okulda tüketebilecekleri ara öğünler evde hazırlanmalı ve beslenme çantası oluşturulmalıdır. Böylece çocuklar hem aç kalmazlar, kendilerini yorgun hissetmezler hem de okul başarılarında düşme görülme riski azalmış olur. Beslenme çantasına; sandviç, tost, sebze çubukları, ayran, meyve, ceviz/badem/fındık gibi yağlı tohumlar konulabilir.

. Çocuklara demli çay, kahve, gazlı içecek ve hazır meyve suları verilmemeli, bunların yerine su, süt, ayran gibi sağlıklı içecek alternatifleri sunulmalıdır.

. Bu dönemde çocuklarda kabızlık sık görülen bir sorundur. Bunun en önemli sebepleri; çocukların fazla süt tüketmesi (günde 500 cc’ den fazla), posa tüketiminin az olması (meyve, sebze, tahıl ürünleri) ve su içme alışkanlığının oturmamasıdır. Bunu engellemek için süt tüketimi günde 2-3 bardak ile sınırlandırılmalı, her gün sebze, meyve, tahıl ürünleri (ekmek, ev yapımı kek, börek, kepekli makarna, esmer pirinç vs.) tüketilmeli ve susayınca değil düzenli olarak su içme alışkanlığının oluşturulması gereklidir.

. Demir eksikliği anemisinin görülmemesi için her gün ihtiyaç kadar et grubu (özellikle kırmızı et) tüketilmelidir.

. İyot genellikle deniz ürünlerinde bulunur. Ancak iyodun yeterli miktarda alınabilmesi için iyotlu tuz kullanımı gereklidir, bu yüzden çocukların kullanacağı tuz mutlaka iyottan zenginleştirilmiş tuz olmalıdır.

. Hazır ürünleri ve fast food tüketmeye yatkın olan çocuklar yağ ve şeker içeriği yüksek yiyecekleri fazla tüketirler. Bunun sonucunda başta obezite olmak üzere birçok rahatsızlık görülebilir. Bunları önlemek için çocuklara her istedikleri alınmamalı, olabildiğince fast fooddan uzak durulmalı, fast foodun düzenli tüketimine karşı çıkılmalıdır.

. Şekerli ürünlerin fazla tüketimi çocuklar arasında sık görülen diş çürüklerine neden olmaktadır. Bu durumu engellemek için öncelikle çocukların şeker tüketme durumu azaltılmalıdır ve çocuklara diş fırçalama alışkanlığı aşılanmalıdır.

. Okul çocuklarında beslenme alışkanlıkları öncelikle ailenin beslenme tarzından sonra da arkadaş çevresi, reklamlar ve sosyal çevreden etkilenerek oluşmaktadır. Bu yüzden ailedeki her birey sofrada aynı yemeği yemeli ve çocuğa örnek olmalıdır. Özellikle sebze tüketiminin zor olması aileyi zorlamaktadır, bir de babanın veya annenin sebze yememesi çocuğun da ona örnek olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden beslenme eğitimi önce evde daha sonra dışarıda başlamalıdır. Aileler bu konuda bilinçlendirilmeli, çocuklarına iyi bir şekilde örnek oluşturmalıdırlar.

. Her çocuk imkanı dahilinde fiziksel aktivite yapmalıdır. Hem sosyal ilişkilerin gelişmesi hem de kemik yapısının sağlam bir şekilde oluşması açısından fiziksel aktivite şarttır.

Veteriner kontrolünde uygun koşullarda kesilen kurban etini saklama konusunda dikkat etmeniz gereken unsurlar vardır.

kurban-eti

  1. Kurban eti kesildikten sonra Rigor mortis denilen ölüm sertliği gerçekleşir.Bu sebeple mutlaka 1-2 gece buzdolabında bekletilip dinlendirilmelidir. Bekleyen et daha iyi pişmek için hazır hale gelir. Bekleyen etler kıymalık, kuşbaşılık, pirzola, biftek ve bonfilelik olarak ayrılmalı, günlük pişirilecek miktarlara bölünmeli yağlı kağıtlara sarılarak -2 derecede 7 gün ve buzdolabı poşetlerine konulup derin dondurucuda -32 derecede dondurarak maksimum 3 ay içinde tüketilecek şekilde saklanmalıdır.
  2. Et protein açısından zengin bir besin olduğu için dışarıda hava ile temas edecek şekilde bekletilmesi veya çözdürülen etin tekrar dondurması soğuk zinciri bozduğu için renk değişimlerine,bozulmalara hatta ciddi zehirlenmelere sebep olabilir.
  3. Eti buzlarının çözdürülmesi için kaloriferin üzerine koymak,açıkta bekletmek veya akan suyla yıkamak doğru değildir.Eti hemen pişirmek gerekir.Ekstra yağ ilavesine gerek yoktur.Etin bileşimindeki yağ bunun için yeterlidir.
  4. Doğru pişirme yöntemleri olan ızgara,haşlama ve fırında pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.
  5. Izgara ile pişirme yapıldığında et ile ateş arasındaki mesafe en az 15 cm mesafede olmalıdır.Çünkü kanserojen maddeler yanma reaksiyonu ile oluşmaktadır.
  6. Kuyruk yağı,iç yağı gibi doymuş yağlar kalp ve damar hastalıkları açısından tehlike oluşturduğu için tüketilmemelidir.
  7. Sakatatlar yani organ etleri hijyenik olmadığı için kesinlikle tüketilmemelidir.

http://www.nutrasystem.com.tr/2016/09/07/izmir-diyetisyen-kurban-eti/

Boyoz 1492’de Türkiye’ye yerleşen Sefaradlar tarafından Anadolu ve özellikle İzmir mutfağına katılmış, İzmir damak tadı ile özdeşleşmiş, mayasız bir hamur işidir.

Boyoz, İspanyolca yazılışıyla bollos, “küçük somun” anlamına gelen bollo sözcüğünün çoğuludur. İspanyolca iki L harfi Y sesiyle okunur. Birçok mutfakta çörek, börek benzeri unlu mamüllerin Sefarad kültürüne özgü bir uygulamasıdır.

BOY

  • 1 adet boyoz 5 dilim ekmek ve 2 yemek kaşığı yağa eş değerdir. Bu nedenle çok sık tüketilmemelidir.
  • 100 gramında 445 kalori 60 gramı yani bir orta boy boyoz 267 kaloridir.
  • Yaklaşık 1 ince dilim peynir, 1 tane haşlanmış yumurta,1 ince dilim kepek ekmeği  ve yağsız salatalık,domates,mevsim yeşillikleri ile yapacağınız kahvaltıya yakın kaloriye sahiptir.
  • Peynir ve yumurtanın protein içeriğinden dolayı sizi daha uzun süre tok tutması, kepek ekmeği ve sebzelerle lif ihtiyacınızın karşılanması,mevsim yeşillikleri ile vitamin almanız sizin için daha sağlıklı bir seçim olacaktır.
  • Boyoz hamur işi olduğu için hem daha fazla yağ tüketecek hem de daha çabuk acıkacaksınız.

http://www.nutrasystem.com.tr/

Omega 3 ve lif içeriği yönünden zengin olan chia tohumu kolestrol içermemesi ve iyi bir bitkisel protein kaynağı olmasıyla diyet yapan bireylerin gözdesi oldu.Protein ve lif içeriğinin tok tutmaya yardımcı olmasıyla yıldızı parlayan bakliyatlar arasındadır.

CGGG

  • Kalp ve damar sağlığı üzerinde olumlu yönde etkileri vardır.
  • Antioksidan bileşenler içermesi antikanserojen etki gösterir.
  • Gluten içermez bu sebeple glutensiz ürünler tüketen Çölyak Hastaları için alternatif oluşturur.
  • Sporcular için doğal takviye olarak ara öğünlerde tüketilebilir.
  • Chia tohumunun jelleşme özelliğinden yararlanarak kıvamlı bir puding yapabilir.
  • Smoothie,meyveli yoğurt ve salatalarda kullanabilirsiniz.
  • 2 yemek kaşığı chia tohumu = 1 ince dilim ekmeğe eş değerdir.
  • Tüketiminde mutlaka diyetisyeninizden bilgi almayı ihmal etmeyin.

Chia Tohumu hakkında bilmedikleriniz

  • Muzdan %100 daha fazla potasyum içerir.
  • Ispanakdan %200 daha fazla demir içerir.
  • Kepek gevreğinden %100 daha fazla lif içerir.
  • Sütten %500 daha fazla kalsiyum içerir.Kemik sağlığı için önemlidir.Osteoporoz(kemik erimesini) önler.
  • Somon Balığından %700 daha fazla Omega 3 içerir.Omega 3 içeriği beyin gelişimi için önemlidir.
  • Brokoliden %1400 daha fazla magnezyum içerir.
  • Barbunyadan %500 daha fazla protein içerir.
  • Keten tohumundan %300 daha fazla selenyum içerir.Selenyum antioksidandır.
  • Sütten %800 daha fazla fosfor içerir.
  • Kuşkonmazdan daha fazla folat içerir.
  • Yaban mersininden daha fazla antioksidan özelliği vardır.

NUTRA SYSTEM DİYETİSYEN DANIŞMANLIĞI

  • Çikolata içerdiği fenolik bileşiklerden flavanoidler antioksidan bir yapıya sahiptir.
  • Flavanoidler meyve ve sebzelerde, çayda ve çikolatada bulunur.
  • Kalp ve damar hastalıklarında özellikle bitter çikolatanın kullanımı koruyucu etki göstermektedir. Bu özelliği ile antikanserojen etki gösterir.
  • Kakao kırmızı şaraba oranla iki; yeşil çaya oranla üç kat daha fazla antioksidan bileşen içermektedir.
  • Salgıladığı endorfin ile mutluluk sebebi olan çikolatanın da mutlaka tüketilirken porsiyon kontolüne dikkat edilmelidir.
  • 1 madlen çikolata yaklaşık 60 kalorilik bir meyvenin diyetinizden çıkarılması demektir.

http://www.nutrasystem.com.tr/

çikolata