Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Mayıs, 2014

Görsel

Hakkımızda – Vizyonumuz – Misyonumuz – Kalite Politikamız

KURUCUMUZ ÜLKER AKISKA

Nutra System Merkezleri kurucusu Ülker AKISKA, 20.11.1946 Çorum doğumludur. İlk, orta, lise eğitimini tamamladıktan sonra Almanya Münih Kozmetik Meslek Yüksek İhtisas Okulu ( Schwabinger Berufsfachhoch Schule für Kozmetik im BDK Fransizka Teebken) bitirdi. Münih Dermatoloji kliniğinde 2 yıl asistanlık yaptıktan sonra 20 yıl estetik ve kilo sorunları üzerine çalışmalar yaptı. 1983 yılında Türkiye’de ilk olarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının izniyle Ankara Kızılay’da Serena Estetik Sağlıklı Zayıflama Merkezini uzman doktor, beslenme uzmanı, dermatolog, psikolog, fizyoterapist, yüksek hemşire ve uzman estetisyenlerden oluşan komple bir sağlık ekibiyle kurdu. İlerleyen yıllarda ikinci şubesini Çankaya’da ve üçüncü şubesini Tunalıhilmi’de hizmete açtı. Takip eden yıllarda Ankara Yenimahalle Kız Meslek Lisesi Estetik ve Cilt bakımı bölümünün açılmasına destek verip, bu bölümde gönüllü olarak eğitmenlik yapmıştır. 1993 yılında Amerikan Inches a Weigh Zayıflama Merkezlerinin Türkiye Temsilcisi olan NUTRA SLIM’den aldığı teklifle NUTRA SLIM’in Alsancak Şubesini İzmirlilerin hizmetine açtı. Kısa süre sonra NUTRA SLIM’in ikinci şubesini Karşıyaka-Bostanlı’da 1 Ocak 2000 yılında faaliyete geçirdi. 2001 yılında artık kendi markalaşma kararını alarak NUTRA SYSTEM’i faaliyete geçirdi. Yurt çapında Franchise vererek markasını halen büyütmeye devam etmektedir. 2010 yılında Balçova’da yeni şubesini hizmete sokmuştur.

2010 yılında Sağlık Bakanlığı’nın yeni düzenlemesine uygun olarak Özel NUTRA SYSTEM Poliklinikleri olarak faaliyetimize devam ederek, dünya çapındaki gelişmelerin takip edilmesi ve eksiksiz olarak uygulanması en temel prensimiz olup, Deneyimli kadrosu ile hizmet veren NUTRA SYSTEM’de gelişen tıbbın olanaklarından yararlanabilir, kendinizi bakımlı ve sağlıklı hissedebilirsiniz.

VİZYONUMUZ

Toplumumuzu ve üyelerimizi Zayıflama,Anti-Aging, Sağlıklı Yaşam ve Lazer konularında bilinçlendirmek için dünyadaki ve Türkiye’deki tüm gelişmeleri takip ederek, kaliteli sağlık hizmetini toplumun çoğunluğuna ulaştıran, öncülük rolünü üstlenen sağlık merkezi ( poliklinik) olmayı öngörüyoruz.

MİSYONUMUZ

Uzmanlaştığımız Sağlıklı Beslenme ,Anti-Aging ,Zayıflama ve Lazer hizmetlerinde tıbbi etik ilkelerden ödün vermeden,üye haklarına saygı duyarak, gelişmiş teknolojiler ile toplumun çoğunluğunu kaliteli sağlık hizmeti ile tanıştırmada öncü poliklinik olmak.

KALİTE POLİTİKAMIZ

– Sürekli iyileştirme ve müşteri odaklı kaliteli hizmet sunmak

– Üyeleri ve çalışanları arasında güçlü iletişim kurmak.

– Üyelerinin istek ve beklentilerini karşılamak,

– Kalıcı ve sağlıklı sonuca odaklanmak.

– Çağdaş teknolojiyi kullanarak, bilimsel, vicdani ve etik ilkelerden ödün vermeden çalışmak.

– Sürekli eğitimi desteklemek ve çalışanların yurtiçi ve yurtdışı kongre / seminer / yayınlara katılımını desteklemek.

– Kaliteli hizmeti uygun maliyetle sunmak.

Reklamlar

DÜĞÜN SEZONU BAŞLADI…

d

Medikal cilt bakımları, cilt kalitesini korumak ve düzeltmek amacıyla uygulanır. Ergenlik çağından itibaren iyi bir temizleme alışkanlığı kazandırılarak, ayda bir kez cilt bakımı yaptırılması önerilmektedir.

Profesyonel bir bakımla cildin uzun süre tazeliğinin ve sağlığının korunması mümkündür. Önemli olan nokta, uzman estetiysen ve doktor tarafından doğru bir cilt analizi yapılması, bakımda kullanılan ürünlerin ve işlemlerin cildin özelliklerine uygun olmasıdır.

YAPILAN BAKIMLAR

Temel Cilt (arındırıcı)  – Lifting Bakımı

Akneye karşı bakım  – Lekelere karşı bakım (AHA)

Couperose bakımı  – Göz çevresi

Nem dengeleyici bakım (alerjik ciltler için)

MEDİKAL CİLT BAKIMI NASIL BELİRLENİYOR?

Bakıma başlamadan önce kapsamlı bir cilt analizi yapılır ve böylece yağ, nem ve elastikiyet oranı göz önünde bulundurularak cildin yağlı, kuru, normal olgun ya da hassas olduğuna karar verildikten sonra, cildinize uygun programlar düzenlenir.

MEDİKAL CİLT BAKIMI NEDEN GEREKLİDİR?

Cildimiz UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, yanlış beslenme gibi nedenlerden dolayı zamanla dengesini kaybeder. Sadece estetik değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Cilt bakımı cildin asitlik derecesini düzenlemek, gözeneklerin temizlenmesini ve sıkılaşmasını sağlamakta  önemli unsurdur.

KİMLER MEDİKAL CİLT BAKIMI YAPTIRABİLİR?

20 yaşından sonra cildinde hiçbir problem olmayanların dahi ayda bir kez cilt bakımı yaptırması önerilir. Akne, sivilce tedavisi, hücre onarımı, nem oranının düzenlenmesi, ince çizgilerin azaltılması için uygulanır.

MEDİKAL CİLT BAKIMINDA HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?

Kişinin günlük aktivitesini engellemeyecek lunch- time peeling, kimyasal peeling, gözeneklerin temizlenmesini sağlayan derin peeling’lerin yanı sıra, cilt tipi ve ihtiyacına göre serum, masaj ve akneyle sivilceleri kurutmak için maskeler uygulanır.Problemsiz ciltlerde ayda bir kez, ergenlik çağındaki sivilce problemleri için 15- 20 günde bir cilt bakımı yaptırmak yeterli olur.

VÜCUT KİTLE ENDEKSİ NEDİR? NASIL HESAPLANIR?

Vücut Kitle Endeksi nasıl hesaplanır?

Vücut kitle endeksi, vücut ağırlığınızın boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile elde edilir. Sonuç olarak elde edilen değer yani beden kitle endeksi aşağıdaki aralıklarda değerlendirilir.

Örneğin;

Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle endeksi;

70/1.60’2 = 70/1.60×1.60 = 70/2,56 = 27,34 kg/m2’dir. 

0-18.4: Zayıf

Boyunuza göre uygun ağırlıkta olmadığınızı, zayıf olduğunuzu gösterir. Zayıflık, bazı hastalıklar için risk oluşturan ve istenmeyen bir durumdur. Boyunuza uygun ağırlığa erişmeniz için yeterli ve dengeli beslenmeli, beslenme alışkanlıklarınızı geliştirmeye özen göstermelisiniz.

18.5-24.9: Normal

Boyunuza göre uygun ağırlıkta olduğunuzu gösterir. Yeterli ve dengeli beslenerek ve düzenli fiziksel aktivite yaparak bu ağırlığınızı korumaya özen gösteriniz.

25.0-29.9: Fazla Kilolu

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu gösterir. Fazla kilolu olma durumu gerekli önlemler alınmadığı takdirde pek çok hastalık için risk faktörü olan obeziteye (şişmanlık) yol açar.

30.0-34.9: Şişman (Obez) – I. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

35.0-44.9: Şişman (Obez) – II. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

45.0 ve üstü: Aşırı Şişman (Aşırı Obez) – III. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

– See more at: http://www.nutrasystem.com.tr/?title=vucut_kitle_endeksi_hesaplama&m=Sayfalar&id=253&ek=30&m_id=255#sthash.bZRo7F40.dpuf

METABOLİC BALANCE (BESLENME PROGRAMI)

Metabolik Balans Nedir?

Metabolic balance sağlıklı ve dengeli beslenerek kilo kontrolü sağlayan bütünsel bir metabolizma programı dır.Bu özel beslenme şeklinin her kuralı tıbbi , fizyolojik bilimsel gerçeklere dayanmaktadır.Bu program Metabolizma ve Endokrin Uzmanı Dr.Wolf Funfack rehberliğinde, Doktorlar ve Beslenme uzmanları tarafından geliştirilmiştir.

Metabolic Balance Nasıl Etki Ediyor?

Kişisel beslenme planınız sayesinde ‘’beden kimyanız“ ve size uygun ‘’gıda maddeleri” ile yeni bir metabolik denge oluşacaktır. Sizin için sağlıklı ve gerekli olan besinleri, mineralleri içeren gıdaları tüketmenizin yanı sıra, metabolizmanızın dengede kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu besinleri almanız da sağlanacaktır. Bu nedenle, size özel hazırlanan bu plan, sadece sizin metabolizmanıza uygundur ve tamamen sizin kişisel özelliklerinizle ilgili bilgiler içermektedir.

Klasik Diyetlerden Farkı Nedir?

Kalori hesabına dayalı bir diyet değildir.Metabolik balansın en önemli özelliği bilimsel temellere dayanmasıdır. Yemek konusundaki farkı ise tatsız tuzsuz, yağsız, light veya iştah kesici yapay yiyeceklerle mideyi doldurup zayıflatan, sürdürülmesi zor bir beslenme programı değil; ideal ölçülerde, vücudun ihtiyacı olan gıdaların en doğal halleriyle tüketilmesini sağlayan ve ömür boyu sürdürülebilir bir sağlıklı beslenme biçimi olmasıdır.Kilo vermeyi sağlayacak olan gıdalar Kişinin kan değerlerine ve kişisel verilerine göre belirlenir.Bu belirleme sırasında gıdaların kalorilerinden çok , gelisemik yükleri ve kişinin metabolizma Özellikleri dikkate alınır. Beslenme planını parmak izi kadar ozel ve omur boyu geçerli kılar ve kişinin aç kalmadan ideal kilosuna kavuşmasını sağlar. Ancak başarısı ,kalori ayarlamasından ziyade, yiyecek seçimi ve yiyecek gruplarının kombinasyonu ve tüketim şekliyle yakından ilgilidir.Alışagelmiş diyetlerdeki 3 ana öğün ve ilaveten ara öğünlerin aksine,Metabic Blance \’ta sadece 3 ana öğün vardır,ara öğün yoktur.Hatta arada bişey yemek yasaktır! Metabolic balance sadece zayıflamayı değil,gerekiyorsa kilo almayı ve ideal kiloda kalmayı da sağlayan kilo düzenleyici bir metabolizma programı dır.

Metabolic Balance Kilo Kaybını Nasıl Sağlıyor?

Size özel hazırlanan beslenme planı sayesinde vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm sağlıklı besinleri alıyorsunuz. Programda besinler içerdikleri kaloriye, yağ, protein ya da karbonhidrat miktarlarına göre seçilmiyor. Sadece ve sadece sizin hormon düzeyiniz dikkate alınıyor ve bu sayede metabolizmanızın sağlıklı çalışması sağlanıyor. Beslenmenizi bu yeni ve kolay uygulanabilen kurallara göre düzenlediğiniz için, kilonuz kontrol altına alınıyor, aynı zamanda metabolizmanızın hormon dengeleri de düzenleniyor.

Metabolic balance ile sağlığım nasıl düzeliyor?

Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde (özellikle size uygun egzersizleri de uygulayarak) kalıcı bir sağlığa kavuşabilir; kendinizi çağın önemli hastalıklarından koruyabilirsiniz. Doğal ve dengeli beslenme sayesinde vücudumuz olması gereken doğal kilosuna kavuşur. Bu beslenme planı sayesinde, günlük verimimizde ve konsantrasyonumuzda da gözle görülür bir düzelme oluşur. Böylece enerji düzeyimizde de artış görülür. Daha iyi uyuyabilir, fiziksel anlamda kendimizi daha güçlü hissedebiliriz. Sonuç olarak; daha sağlıklı, daha aktif, daha zinde olup, bu özellikleri çevremize de yansıtırız. Programı uygularken vücuttaki yağlar azalır, bu arada kas ve bağ dokusu metabolic balance® sayesinde dengelenir. Böylece cildimiz de daha gergin ve pürüzsüz bir hale gelir.

Kişisel Beslenme Programı Nasıl Oluşturuluyor?

Doktor,Metabolik balans programında izlenen yolu şöyle anlatıyor: “Öncelikle 10-12 saatlik bir açlık süresinden sonra kişinin kanı alınarak Türkiye’deki anlaşmalı bir laboratuvara gönderilir. Kişinin kan analizinde; karaciğer enzimleri, böbrek fonksiyonları (üre, ürik asit, vs.) vücudun enflamasyon kriterleri -obezitede ve insülin direncinde bu kriterler çok önemli bir yer teşkil eder-, safra kesesi, pankreas salgısı, bazı vitaminlerin oranları, kan sayımı ve tiroid fonksiyonlarına bakılarak ayrıntılı bir check-up yapılmış olur. Bu check-up’ın sonuçları doktor tarafından hasta ile birlikte konsülte edilip bir rapor haline getirildikten sonra Almanya’da merkez ofisteki dahiliye uzmanının görüşüne sunulur. Ve buradaki Metabolic Balance programının veri tabanı kullanılarak yaklaşık 25 sayfalık bir kişisel besin programı hazırlanır. Bu besin programında; kişinin hangi besinleri aldığında metabolik dengesinin ayarlanacağını, kilo verebileceğini ve insülin direnci, obezite, tiroid gibi sağlık sorunlarından kurtulabileceği anlatılır. Haftada bir kez olmak üzere doktor hastaya en az 9 seans sağlık koçluğu yapar.”

Metabolik balansın diyet programı olup olmadığının kişiye göre değiştiğini belirten Doktor, “Eğer kilo vermek amaçlanıyorsa diyet olarak değerlendirilebilir. Sadece metabolik balans ayarını yapmak için de uygulanabilir. Obezite, insülin direnci, tiroid, haşimato gibi hastalıkların tedavisinde de etkili bir çözüm olabilir”

Metabolic Balancenin Avantajları Nelerdir?

1-Metabolic Balance kisiye özel , bünyenin ihtiyacına uygun sağlıklı bir beslenme programı dır.

2-Günde 3 oğun beslenme prensibi sebebiyle uygulaması kolay ve sürdürülebilir bir beslenme düzenidir.

3-Metabolic Balance beslenme sisteminde kisi kısa sürede büyük oranda yağ kaybeder, su kaybı ise minimum seviyede kalır.Bu yüzden hızlı kilo kaybı olsa bile bir sorun yaşanmaz.

4-Hızlı geri dönüş (yoyo etkisi) yaşanmaz, kilo dengede kalır.

5-Tamamen doğal bir beslenme şeklidir, herhangi bir ek ürün önerilmez.

6-Uluslararası Metabolic Balance egitimi almış, sertifikalı doktorlar tarafından uygulanan, ISO9001 ve TÜV belgeli bir metabolizma dengeleme programıdır.

7-Sonuç olarak daha sağlıklı, daha aktif ve daha zinde olursunuz ki buda hayatınızın her anına yansır.

Programda nasıl bir süreç izleniyor?

Metabolic Balance enstitüsündeki sertifikalı koçlarımız (doktor, diyetisyen) sizi 4 aşamalı programımıza başlatacaklardır.Birinci görüşmenizde, koçunuz kişisel sağlık ve beslenme geçmişinizi kayıt ederek size bir kan testi listesi verecektir.Kan testlerinizin sonuçları bize ulaştıktan sonra, tüm bilgileriniz metabolic balance® enstitüsünde değerlendirilerek “Kişisel Beslenme Planınız” oluşturulacaktır.Metabolic balance koçunuz planınıza başlarken ve tüm plan uygulama sürecinde size rehberlik edecektir.

Program ne kadar sürüyor?

Aşama 1: Hazırlık dönemidir; 2 gün sürer.

Aşama 2: Sıkı dönemdir; en az 14 gün sürer.

Aşama 3: Rahat dönemdir; Beslenmenize ek yiyecekler ilave edilir.

Aşama 4: Koruma dönemidir; Pek çok kişi bu dönemi hayat boyu sürdürmeyi tercih eder.

Dr.Selmin ERŞAN

İzmir’de Lisanslı Metabolic Balance temsilcisidir.

– See more at: http://www.nutrasystem.com.tr/?title=metabolic_balance_programi&m=Sayfalar&id=251&ek=30&m_id=252#sthash.K5W0duNK.dpuf

ZAYIFLAMA PROGRAMLARIMA DESTEK…FİZİKSEL AKTİVİTE

FİZİKSEL AKTİVİTE

Fiziksel aktivite enerji kullanarak vücut hareketlerini anlatmak için kullanılan uluslar arası bir terimdir.

En basit tanımı ile enerjiyi harcamak için vücudun hareket etmesidir.

Fiziksel aktivite günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını arttıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanabilir.

.Yürüme

.Koşma

.Sıçrama

.Yüzme

.Bisiklete binme

.Çömelme kalkma

.Kol ve bacak hareketleri

.Baş ve gövde hareketleri

gibi temel vücut hareketlerinin tümünü ya da bir kısmını içeren çeşitli spor dalları, dans, egzersiz, oyun ve gün içerisindeki aktiviteler fiziksel aktivite olarak kabul edilebilirler.

Egzersiz ise düzenli olarak yapılan fiziksel aktivitedir. Egzersiz, düzenli ve tekrarlı vücut hareketlerini içerir.

FİZİKSEL AKTİVENİN ÖNEMİ NEDİR?

Sağlık; bireyin bedensel, ruhsal ve sosyal anlamda tam bir iyilik halinde olması olarak tanımlanır.

Fiziksel aktivitenin sağlığımız üzerine etkileri temelde şu başlıklar halinde incelenebilir:

..Bedensel sağlığımız üzerine olan etkileri,

.Kas kuvvetinin korunması ve arttırılması,

.Vücut düzgünlüğünün ve postürün korunması,

.Yorgunluğun azaltılması,

.Kalbin ritmi düzenlenir,

.Kalbi güçlendirerek kalbe olan kan akışını arttırır ve kalp krizi ge­çirme riskini azaltır,

.Solunum kapasitesinde artış meyda­na gelir,

.Düzenli aktivite yapan bireyler sigara bağımlılığından kurtulma ko­nusunda inaktif bireylerden daha başarılıdırlar,

.Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolünü sağlayarak şeker hastalığının ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur,

.Vücudun su, tuz, mineral kullanımının dengelenmesine yardımcı olur,

.Enerji gereksinimini yağları yakarak karşılama alışkanlığı getirerek metabolizmayı hızlandırır ve kilo alımını önler,

.Damar yapısına etkileri nedeniyle beyine olan kan akışının artışına bağlı olarak erken demans (bunama) ve unutkanlık gelişim riskini azaltır,

.Beyin damar hastalıkları gelişim riskini azaltır.

.Ruhsal ve sosyal sağlığımız üzerine olan etkileri,

.Sağlıklı kas, kemik ve eklem yapısı üzerine olumlu etkileri nedeniyle vücut düzgünlüğü ve farkındalığını geliştirerek bedeni ile barışık, özgü­venli bireyler yaratır,

.Olumlu düşünebilme ve stresle başa çıkabilme yeteneğini geliştirir,

.Kendini iyi hissetme ve mutluluk oluşturur.

 

GÜNEŞ IŞINLARI VE CİLT SAĞLIĞI

GÜNEŞ IŞINLARI ve CİLT SAĞLIĞI
“Cildiniz, güneş ışınlarının hassas terazisi olmasın!”
20. yüzyılın özellikle ikinci yarısında güneş ile ilgili bilgi ve gözlemlerimizin artması, güneş ışınları hakkındaki yarar-zarar dengesini hassas bir noktaya getirdi. Bir yandan bronz bir ten, sağlık ve güzellik belirtisi olarak kabul edilirken; diğer yandan güneşin insan sağlığına olumsuz etkilerine işaret eden kanıtlar, gün geçtikçe artmaya başladı. Bu gelişmeler karşısında ise günlük yaşamda nasıl davranmamız gerektiği konusunda bazı soru işaretleri doğdu…

Dünyamıza elektromanyetik ışın demetleri şeklinde ulaşan güneş enerjisi, görülebilen (gün ışığı) ve görülemeyen (ultraviyole – UV) olmak üzere ikiye ayrılıyor. UV ışınları ise, dalga boylarına göre ultraviyole – A (UVA), ultraviyole – B (UVB) ve ultraviyole – C (UVC) olarak üçe ayrılırken; UVC ışınları, atmosferi geçemedikleri için yeryüzüne ulaşamıyor ve bizler günlük hayatımızda sadece UVA ve UVB ışınlarına maruz kalıyoruz.

 

GÜNEŞ IŞINLARININ ZARARLI ETKİLERİ
“Güneş; cildin erken yaşlanmasına, kırışıklıklara ve lekelenmelere yol açıyor!”

GÜNEŞ YANIKLARI

Güneş yanığı; özellikle açık tenli kişilerin uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmasını takip eden 12-48 saat içinde ortaya çıkan ağrı, sızı ciltte kızarıklık ve su toplaması ile kendini belli eden geçici bir hastalıktır. Hastalık şiddetli olduğunda; baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, ateş, bulantı-kusma gibi genel belirtiler (güneş çarpması olarak bilinir) ortaya çıkabilir ve bu durum acil müdahale gerektirebilir.

GÜNEŞ IŞINLARINA BAĞLI ALERJİLER

Bazı kişiler güneş ışınlarına maruz kaldıklarında, çok kısa süre içinde (bu bazen 5-10 dakika bile olabilir) ya da birkaç gün sonra ciltlerinde; kızartı, kabartı, kaşıntı ve lekeler ile karşılaşabilir. Cilt yüzeyine sürülen kozmetik veya tıbbi ürünler ya da bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar, tansiyon ve romatizma ilaçları) da bu durumun ortaya çıkmasını artırabilir.

GÜNEŞ IŞINLARI CİLDİ ERKEN YAŞLANDIRIYOR

Kırışıklıklar ve güneş lekeleri ile cildin kuru, sert ve kaba bir görünüm alması, özellikle yüz ve el sırtında sert ince kabuklu cilt lekelerinin gelişmesi; cildin erken yaşlanmasının habercileridir. Bu leke ve kabuklu gelişimlerin, aktinik keratoz olarak adlandırılan ve kansere dönüşme riski taşıyan belirtiler olabileceği unutulmamalıdır.

n

CİLT KANSERİ

Güneş ışınlarının özellikle açık tenli, açık renkli gözlü, sarışın / kızıl saçlı kişilerde cilt kanseri oluşma riskini çok artırdığı bilinmektedir. Cilt kanserlerinin büyük bir kısmı, vücudun güneş ışınlarına fazla maruz kalan kısımlarında oluşmaktadır.

GÜNEŞTEN KORUNMAK NE YAPILMALI?

“Güneşten korunma konusunda; davranışlar, alışkanlıklara dönüştürülmelidir!”

Güneşten korunma kavramı, son 20-30 yılda hayatımıza girmiş bir kavram olup; sınırları henüz netlik kazanmamıştır. Güneşten korunma konusunda bugün için bilinen ve uygulamada fayda sağladığı tespit edilen bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

• Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşma şekli ve şiddeti coğrafi bölgelere, mevsimlere ve günün saatlerine göre farklılık göstermektedir. Coğrafi olarak; ekvatora yaklaştıkça, ilkbahar-yaz aylarında ve öğlen saatlerinde güneş ışınlarının şiddeti artmaktadır. Ayrıca yüksek rakımlarda güneş ışınlarının size ulaşmak için kat edeceği mesafe azalacağından şiddeti de daha fazla olmaktadır.

• Güneş ışınlarının önemli zararları, direkt olarak gökyüzünden gelen ışınlarla olmakla birlikte; bu ışınların kar, kum ve su yüzeyinden yansıyabileceği ve bunun da zararlı etkilere yol açabileceği unutulmamalıdır.

• Güneşte kalma süresi, alınan ışının dozunu da belirlemektedir.

• Giysiler, güneş gözlükleri, şemsiye veya tente güneş ışınlarının önemli kısmını engelleyebilmektedir.

• Açık tenli, açık renk gözlü, kızıl / sarı saçlı kişiler koyu tenli kişilere göre; bebek ve çocuklar ise erişkinlere göre güneş ışınlarına daha az dayanıklıdır.

• Güneşten koruyucu ürünler, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini önemli ölçüde engelleyebilmektedir.

Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunma, çocukluk çağından başlayan ve hayat boyunca devam eden bir uygulama olmalıdır.

GÜNEŞ KORUYUCULAR HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

“Doğru kişiye, doğru zamanda, doğru ürün!”

Güneşten koruyucu ürünler, içerdikleri kimyasal maddeler yolu ile cildimize ulaşan ultraviyole ışınlarını emerek ya da yansıtarak derinin alt tabakalarına geçişlerini engellemektedir. Bu ürünlerin üzerindeki numaralar, güneşten korunma faktörü (SPF) olarak bilinmekte ve ultraviyole-B ışınlarını engelleme kapasitelerini belirtmektedir. Günlük aktivitelerde 15-20 faktör yeterli olabilmekte ancak deniz kenarında geçirilen bir gün için en az 30 faktörlü bir ürün kullanılmalıdır.

Açık tenli kişiler, koyu tenli kişilere göre çocuk ve bebekler ise büyüklere göre daha yüksek koruma faktörüne ihtiyaç duymaktadır. Bu ürünlerin etkileri, sürüldükten en az 15-30 dakika sonra başladığı için güneşe çıkmadan en az yarım saat önce sürülmeleri gerekmektedir. Terleme, su ile temas (yüzme – yıkanma) ve havlu ile kurulanma sonucu koruyucu ürünlerin etkileri kaybolabileceğinden; koruyucu ürünlerin gün içerisinde ihtiyaç duyuldukça-birkaç saatte bir- tekrar sürülmeleri gerekmektedir.

Son yıllarda koruyucu ürünlere, cildi ultraviyole–A ışınlarından da koruyan yeni bileşenler eklenmiştir ancak bu ürünlerin kalıcılık süreleri daha kısa olduğundan, bu ürünlerin, daha sık sürülmeleri gerekmektedir.

FAST FOOD BESLENME

Fast Food Beslenme

r
Türk toplumunun geleneksel beslenme alışkanlıklarında değişimler yaşanmakta, fast-food başka bir deyişle “ayak üstü beslenme” alışkanlığı giderek artmaktadır.
Simit, tost, döner, lahmacun, pide, hamburger çeşitleri, soğuk sandviçler, pizza, kızarmış patates ve parça tavuk, balık-ekmek gibi fast-food ürünleri ile beraber tüketilen gazlı içecekler, çay ve kahvenin özellikle çocuk ve gençler tarafından sık tercih edilmesi yetersiz ve dengesiz beslenme ile birlikte çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır.
Fast-food sistemi ile tüketilen besinlerin enerji ve bazı besin öğeleri yönünden dengeli olmaması uzun dönemde bazı sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Bu sağlık problemlerinin başında şişmanlık gelmektedir. Fast-food ürünlerindeki en önemli sorun yüksek enerji içermeleridir. Fast-food’larda orta düzeyde yenen bir öğünün enerji içeriği, 400 kaloriden başlayıp 1500 kaloriye kadar yükselebilmekte ve enerjinin çoğu yağ ve şeker kaynaklı olmaktadır. Bu da kilo alımına yol açabilmektedir. Fast-food ürünlerindeki yağın çoğu hayvansal kaynaklıdır. Bu ürünlerin sodyum, kolesterol ve özellikle doymuş yağ miktarı, diğer besin öğeleri yoğunluğuna göre daha fazladır. Bu durum başta koroner kalp hastalıkları ve kanser olmak üzere, birçok kronik hastalık için risk faktörüdür.
Fast-food olarak tüketilen besinler, A ve C vitamini ile kalsiyum yönünden yetersiz olup posa içeriği de düşüktür. Bu vitaminlerin düşük düzeyde alınımı, bağışıklık sistemi yetersizliğine, kalp-damar hastalıkları ve katarakt riskinin artmasına yol açmaktadır. Özellikle büyüme çağında kalsiyumun yetersiz alımı, büyümeyi olumsuz etkilemekte ve kadınlarda menopoz sonrası osteoporoz riskini de artırmaktadır. Beslenmede posa içeriğinin yetersizliği ise bağırsak kanseri riskini artıran faktörlerdendir. Fast-food menüleri yüksek miktarda sodyum içermektedir. Bu durum yüksek kan basıncının oluşmasına neden olmakta ve mide kanseri riskini artırmaktadır.
Ayaküstü beslenmede gazlı içecekler, çay ve kahve sıklıkla tüketilmektedir. Bu tür içecekler fazla miktarda tüketildiğinde vücutta demir emilimi azalmakta ve demir eksikliğine yol açmaktadır. Fast-food ürünlere renklendirici, tatlandırıcı ve aroma artırıcı katkı maddeleri eklenebilmekte, bu ürünlerin uygun kullanılmamaları ve sık tüketimleri uzun dönemde kanser riskini artırmaktadır.
ağlıklı bir yaşam için, tüketilen besinler kadar bu besinlere uygulanan hazırlama ve pişirme yöntemleri de büyük önem taşımaktadır. Izgara yaparken yüzey kısımlarına gelen ateş çok yüksek olmamalı, pişirilirken et ile ateş arasında 10-15 cm lik mesafe olmalıdır. Derin yağda kızartma yöntemi fast-food menülerinin yağ içeriğini artırmaktadır. Kızartma amaçlı kullanılan yağlar 10-12 saat kullanılmaları nedeniyle kimyasal ve fiziksel değişikliklere uğramakta ve çabuk bozulmaktadır. Yağda kızartılmış yiyeceklerin sık ve sürekli tüketimi, kalp-damar ve sindirim sistemi hastalıkları ile kanser riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
FAST- FOOD ÜRÜNLER TÜKETİLİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Fast-food ürünlerinin seçiminde sağlıklı beslenme ilkeleri dikkate alınmalıdır. Fırında veya ızgarada pişmiş besinler, et, tavuk ve balık içeren sandviçler ve düşük yağlı besinler tercih edilmelidir. Asitli, şekerli ve gazlı içecekler yerine vitaminlerden zengin taze sıkılmış meyve suları, az yağlı salatalar ve kalsiyum içeren süt, ayran veya sütlü tatlılar tüketilmelidir.
Uygun koşullarda hazırlanan ve geleneksel hızlı yemek sistemimizde yer alan; gözleme, etli ve peynirli pide çeşitleri, köfteekmek, su böreği, aşure gibi yiyeceklerin, “hamburger ve patates kızartmasından daha iyi seçenekler olacağı unutulmamalıdır”.
Fast-food işletmeleri her şeyden önce yiyecekleri hazırladıkları, sakladıkları ve servis yaptıkları mekanların temizlik ve hijyenine çok dikkat etmelidir. İşletmelerde görevli personelin sağlık muayeneleri ve portör tetkikleri düzenli olarak yapılmalıdır.
Fast-food işletmeleri, müşterilerine yönelik sağlık açısından yararlı düşük yağlı besinler hazırlamalı, hayvansal yağ yerine bitkisel yağ kullanımını artırmalı, yağı azaltılmış salata sosları kullanılmalı, taze ve uygun koşullarda hazırlanmış meyve ve meyve salataları ile tam buğday unundan yapılmış çörek ve pizza hamurları tüketicilere sunulmalıdır.