Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Aralık, 2014

YILBAŞINA ÖZEL BESLENME STRATEJİLERİ

Sevdiklerinizle mutlu, huzurlu ve bereketli bir yıl dileriz…

. Yeni yıl öncesinden karbonhidrat alımınızı azaltın, 1-2 dilim ekmeğin üstüne çıkmayın.
. Makarna, pilav, börek, kek vs tüketiminizi minimuma indirin.
. Öğünlerinizde zeytinyağlı sebze yemeklerini, yağsız az yağlı et türleri, salata, yoğurt tüketin.
. Su tüketiminizi arttırın.
. Gün aşırı 30 dakika orta tempolü kardiyo egzersizi yapın (yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme).

Kite 2_01
31 Aralık Günü:
. Sabah mutlaka hafif bir kahvaltı yapın (az yağlı omlet, yeşillik, az yağlı peynir, zeytin vs.)
. Öğle öğününde zeytinyağlı sebze yemeği, yoğurt, yağsız salata ve 1 dilim çavdar ekmeği tüketin.
. Akşam yemeğinden 2-3 saat önce bir ara öğün tüketin. Örneğin; 1 porsiyon meyve +1 bardak yağsız süt, 3 kuru kayısı + 2 tam ceviz, 1 fincan yeşil çay + 1 ince dilim light kek, sossuz sandviç + 1 bardak ayran.
. Gün içinde sıvı alımınızı maksimum düzeyde tutun.
. Akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmayın.
. Akşam yemeğinde porsiyonları hep küçük tutun.
. Alkolü tek başına veya aç karnına asla tüketmeyin.
. Yılbaşı yemeğinde alkol miktarını maksimum 2 birim olarak sınırlayın (2 kadeh şarap, 2 duble rakı vs.).
. Alkolde kalorisi en düşük olan şarap veya bira alternatifini kullanın.
. Gecenin devamında 1-2 bardak sodyum içeriği düşük olan sade maden sularını tercih edin.
. Uyumadan 2-3 saat önce bütün yeme-içme faaliyetlerine son verin.

Yılbaşı Menüsü Örneği:
. 1 porsiyon kırmızı et (100 g) veya tavuk (150 g) veya balık (200 g)
. Yağsız salata
. 2 yemek kaşığı yoğurtlu meze
. 2 yemek kaşığı zeytinyağlı meze
. 1 ince dilim yağsız beyaz peynir (30 g)
. 1 avuç kuruyemiş (leblebi, badem, fındıki ceviz vs.)
. 1 porsiyon meyve veya ½ porsiyon meyveli tatlı
. 2 kadeh şarap

Meze Tercihleriniz:
. Sossuz, mayonezsiz salatalar,
. Kuru fasulye pilaki,
. Fava, humus,
. Az yağlı peynirler,
. Yoğurtlu –sebzeli mezeler (yoğurtlu havuç salatası, yoğurtlu kabak, haydari vs.),
. Zeytinyağlılar (şakşuka, zeytinyağlı barbunya)dan yana olmalıdır.

Yılbaşı Gecesi Tüketilmeyecekler:
. Pilav, makarna, börek vs,
. Zeytinyağlı dolmalar,
. Her türlü soslar,
. Enerji içecekleri,
. Her türlü kızartma veya kavurma yemekleri,
. Etlerin görünür yağları,
. Izgara, fırın, buğlama ve haşlama dışında pişmiş besinler.

1 Ocak Günü:
. Yeni yılın ilk gününe bir bardak su ile başlayın.
. Alkol ve tuzlu besinlerin vücutta yaratacağı ödemi engellemek için gün içinde sıvı alımınızı 2 katına çıkartın.
. Alkolün ertesi güne yaratacağı hipoglisemiyi (kan şekerinin düşmesi) engellemek için hafif bir kahvaltı yapın.
. Gün içerisinde hafif şeyler tüketin; et suyu, tavuk suyu ve krema içermeyen çorbalar, zeytinyağlı sebzeler, yoğurt, yağsız salata vs.
. Mutlaka en az 30 dakika sürecek bir egzersiz yapın.* Alkolün vücutta yaratacağı ödem atabilmek için 1 fincan maydanoz suyu veya kiraz saplı bitki çayı tüketilebilir.

Reklamlar

HAFTANIN HABERİ… ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ

Haftanın Haberi

ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ

Esansiyel yağ asitleri, insan ve diğer memelilerde yaşam için elzem olan, vücutta sentezlenemeyen ve beslenmeyle alınması gereken yağ asitleridir. Esansiyel yağ asitleri, kan inceltici özellikte olup kalp krizine yol açabilen kanın pıhtılaşmasını önlemekte, artrit ve otoimmün hastalıkların semptomlarını hafifleten doğal iltihap giderici bileşikleri de içermektedirler. Eksikliğinde; kepek, egzema, çatlak tırnaklar, mat ve kırılgan saçlar görülmektedir. Esansiyel yağ asitleri omega 3 ve omega 6 yağ asitleri olmak üzere 2 türdür.

Omega 6 Yağ Asitleri:

Beslenmeyle yeterli miktarda alınan Omega 6 yağ asitlerinin asıl etken maddesi ve kaynağı linoleik asit (LA)’ dır. Linoleik asitin metabolize olması sonucunda dihomo gamma linoleik asit (DGLA) ve araşidonik asit ortaya çıkmaktadır. Omega 6 yağ asitlerinin cilt sağlığını koruduğu, esnek ve pürüzsüz cilt oluşumuna katkı sağladığı ve böylece derinin yaralanmalarından ve enfeksiyonlardan koruduğu, vücut sıcaklığı ve su kaybını düzenlediği görülmüştür. Omega 6 yağ asitlerinin kanda fazla olması sonucu; arterioskleroz, tromboz, romatizmal artrit veya görme problemlerine neden olmaktadır. Omega 6 yağ asiti kaynakları; mısır özü yağı, ayçiçek yağı, soya yağı ve pamuk yağıdır.

Omega 3 Yağ Asitleri:

Omega 3 yağ asitleri, koroner kalp hastalığından inflamasyona kadar birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde gerekli olan önemli bir yağ asididir. Ana kaynağı alfa-linolenik asittir (ALA). ALA’ nın metabolize olması sonucu EPA ve DHA ortaya çıkmaktadır. Omega 3 yağ asitleri bitkisel ve hayvansal kaynaklardan temin edilmektedir. Bitkisel kaynakları; keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu yağı, semizotu, kuru baklagiller ve kolza tohumudur. Hayvansal kaynakları; balık, özellikle soğuk su balıkları ve yağlı balıklar (somon, sardalye, uskumru, ton balığı, alabalık), kabuklu deniz ürünleri ve az miktarda yumurtadır. Ayrıca insan sütünde de önemli miktarda bulunmaktadır. Kültür balıklarında omega 3 yağ asitleri daha az bulunur.

Omega 3 yağ asitlerinin 3 formu vardır:

  1. Alfa- Linolenik Asit (ALA)
  2. EPA ( Eikosapentoenoik)
  3. DHA (Dokosaheksaenoik)

EPA ve DHA yağ asitleri; kanser, felç, enflamatuvar bozukluklar ve kalp-damar hastalıklarını önlemede anahtar rol oynadığı bilinmektedir. DHA, beyin, retina ve spermin önemli bir bileşenidir. Beyin gelişimi, öğrenme yeteneği ve görme keskinliği için önemlidir. Ayrıca kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde kullanılan deniz lipitlerinin önemli bir bileşiğidir. Beyin hücrelerinde DHA seviyesinin düşmesi ile depresyon, hafıza kaybı, Alzheimer, şizofreni ve görme bozuklukları gibi problemlere yol açtığı görülmüştür. DHA’ nın yağ depolanmasını azaltıcı etkisi ALA’ dan daha fazladır. Böylece insülin direnci azalır ve kilo kaybı gerçekleşir. Alfa- Linoleik Asit, kolza, keten tohumu yağı, yeşil yapraklı sebzeler gibi bitkisel kaynaklarda bulunur. EPA ve DHA su ürünleri ve insan sütünde bulunmaktadır. EPA ve DHA’ nın ana kaynağı deniz balıklarıdır.

Omega 3 yağ asitlerinin göz, beyin, testis ve plasentada toplandığı, göz ve beyin fonksiyonlarının eksiksiz olarak yerine getirilmesine yardımcı olduğu ve kandaki yağ konsantrasyonunu düzenlediği belirtilmektedir. Koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, Tip 2 diyabet, ülseratif kolit, romatoid artrit, depresyon, çeşitli kanserler ve kronik obstrüktif akciğer hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde pozitif etkiye sahiptir. Ayrıca, Omega 6 yağ asitlerinin metabolitlerinin de etkinliğini düşürürler. Bu nedenle vücutta Omega 6 ve Omega 3 yağ asitlerinin oranı çok önemlidir. İdeal bir beslenme programı ile bu oran 5:1 ile 10:1 arasında tutulmalıdır. Bu oranın da sağlanabilmesi için Omega 6 yağ asitleri kaynakları beslenmede olabildiğince sınırlandırılmalı, Omega 3 yağ asitleri kaynağı tüketimi artmalıdır.

 Omega 3 Yağ Asitleri:

. Kalbi korurlar

. Kardiyovasküler hastalık riskini azaltırlar

. Damar içi membran akışını sağlar, hipotansif etki gösterir ve damar sertliğini önlerler

. Kanda trigliserit başta olmak üzere toplam kolesterol ve LDL kolesterol düzeyini azaltırlar

. Gebelik sırasında ve doğum sonrası büyüme ve gelişme için gereklidirler

. Bebeklerde beyin, sinir sistemi ve göz gelişimini hızlandırırlar

. Bağışıklık sistemini güçlendirirler

. Vücutta hormon benzeri bir madde olan prostoglandinlerin sentezinde görev alırlar. Böylece, vücuttaki iltihaplanma, ağrı, şişkinlik, tansiyon, kalp, böbrekler, sindirim sistemi ve vücut sıcaklığının düzenlenmesi gibi birçok faaliyeti düzenlemiş olurlar

. Alerji ve sinirsel rahatsızlıkları önlerler

. Kırmızı kan hücrelerinin dayanıklılığını arttırlar

. Özellikle göğüs kanseri hücrelerinin büyümesinin engellendiği araştırmalarla ortaya konmuştur

. Kanı inceltir, pıhtılaşma olasılığını azaltırlar

. Kanda HDL kolesterol düzeyini yükseltirler

. Egzama, romatoid artrit gibi yangısal hastalık riskini azaltırlar

. Hem Alzheimer’ ı önler hem de hastalığın ilerlemesini yavaşlatırlar

Ayrıca bu yağ asitlerinin, diyabetli hastalarda glisemik kontrolün sağlanmasında olumlu etkilerinin bulunduğu, hamilelik ve menapoz dönemindeki şikayetleri azalttığı, depresyon ve Alzheimer risklerini düşürdüğü, hafızayı güçlendirdiği ve şizofreni hastalarının şikayetlerini azalttığı öne sürülmüştür.

Omega 3 yağ asitlerinin eksik tüketimi sonucunda; bebek ve çocuklarda yavaş büyüme, görme zayıflığı, öğrenme yeteneğinde zayıflık, konsantrasyon eksikliği, motor hareketlerde düzensizlik, kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi ve davranış değişiklikleri görülmektedir.

* Omega 3 yağ asitlerini yeterli miktarda vücuda alabilmek için her gün bitkisel kaynaklar, haftada 2-3 kere hayvansal kaynaklar tüketilmelidir.

Balığın veya yüksek omega 3 yağ asidi içeren besinlerin tüketilemediği durumlarda balık yağı desteklerinden yararlanılabilmektedir. Piyasada bulunan balık yağlarının içinde omega 3 yağ asitlerinin haricinde A vitamini ve D vitamini de bulunabilmektedir. Balık yağının da trigliserit, LDL kolesterol seviyesini önemli miktarda düşürdüğü tespit edilmiştir. Balık yağlarının kanser üzerinde direkt tedavi edici etkisinden çok hastalıklardan korunma ve ağrı dindirici etkileri daha yaygın bulunmaktadır. Aterosklerozisi olan hastaların ağrı çekmeden yürüme yeteneğinin arttığı, aterosklerozisin ilerlemesini yavaşlattığı ve enflamasyon hastalıkların belirtilerini azalttığı görülmüştür. Balık tüketimi ile alınabilen ağır metaller ve civa, balık yağında bulunmamaktadır.

Balık yağı tüketirken içerdiği omega 3 yağ asidi oranına mutlaka bakılmalıdır. 1 balık yağı kapsülü ortalama olarak 10 kaloridir. 1 balık yağı tabletinde minimum 300 mg EPA, minimum 150 mg DHA bulunmalıdır. EPA/DHA oranı: % 60 olmalıdır. Saflaştırılmamış yoğunlaştırılmamış balık yağında toksik etkiler bulunabileceğinden dolayı etiketinde ulusal ve uluslararası sağlık kurumlarından onaylı olduğu ibaresi bulunanların tercih edilmesi gereklidir. Balık yağı sanıldığının aksine şişmanlatmamaktadır.

Balık yağı tüketenlerde hiçbir yan etki görülmemiştir. Sadece ağızda balık kokusu ve nadiren bulantı, ishal veya mide-bağırsak problemleri görülebilmektedir.

* Kan sulandırıcı ilaçların (Aspirin, Kumadin) kullanımı, Gingko Biloba ve E vitamini desteği tüketenlerin balık yağı takviyesine doktor kontrolünde başlamaları önerilmektedir.

* BALIK YAĞI TAKVİYESİNE BAŞLAMADAN ÖNCE MUTLAKA DOKTORA VEYA DİYETİSYENE DANIŞILMALIDIR.

Krill Yağı:

Krill yağı, Omega 3 yağ asitlerinin üst kaynağı olarak bilinmektedir. Suda çözünen bir yağdır. Krill, Antartika’ da yetişen deniz kabuklusudur. 8 yıla kadar yaşayabilen krill, deniz canlıların besinlerinden biridir. Kendisine kırmızı rengini veren Astaksantin adlı güçlü bir antioksidan madde içerir. Astakstanin, beta karoten ve A vitamini benzeri olup ve somon balığına, karidese, flamingoya pembe-kırmızı rengini veren maddedir. Kana çabuk karışır ve yüksek antioksidan etkiye sahiptir. 2002’ den beri astronotların beslenme listesinde bulunmaktadır. Güçlü bir omega 3 yağ asiti kaynağıdır. Suda çözünür olması, gıda takviyesi açısından kullanımını da arttırmaktadır.

Balık yağına göre en önemli ayrım noktası, balık yağının trigliserit, krill yağının fosfolipit yapıda olarak suda çözünür durumda olmasıdır. Böylece, balık yağının biyoyararlılığı % 61-64 iken krill yağının % 98’ dir. Ağır metal ve civa içermeyen krill yağının güçlü antioksidan etkisi kansere karşı koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici özellik göstermektedir, omega 3 yağ asiti aktivitesi de daha yüksektir.

* Kabuklu deniz hayvanlarına alerjisi olan kişilerin krill yağı kullanımı sakıncalıdır. Coumadin türevi antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaç alan ve Digoxin kullanan hastaların hekime danışarak kullanmaları daha doğrudur.

Sonuçta; balık yağı ile karşılaştırıldığında etkinliği ve biyoyararlılığı daha yüksek olan krill yağının kullanımı ön planda tutulmalıdır. Suda çözünebilir olması nedeniyle vücutta toksik etki yaratmaz ve fazlası idrar ile atılır. Aynı şekilde, krill yağının tüketiminde balık yağı gibi aynı kriterler ve şartlar geçerlidir. Ancak her zamanki gibi krill yağı takviyesine başlamadan önce mutlaka doktor veya diyetisyene danışılmalıdır.

YÜZ GERME İPLERİ İLE YAPILAN İŞLEMLERİN ETKİLERİ

Hızlı yüz liftingi (Kaldırma.)

Cilt yenileme.

Kolajen üretimine yardımcı olma.

İnce kırışıklıklarda etkin sonuç.

Cilt sarkmalarında iyileşme.

Enjeksiyondan zaman tasarrufu.

İki yıla kadar devam eden ekti.

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=ameliyatsiz_iple_yuz_ve_boyun_germe&m=Sayfalar&id=26&ek=33&m_id=55

Adsız

YENİ BİR YIL İLE…SAĞLIKLI BESLENMEYE BAŞLAMAK SİZİN ELİNİZDE!

DOKTOR ve DİYETİSYEN KONTROLÜNDE SAĞLIKLI ZAYIFLAMA BESLENME PROGRAMLARI HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN… http://www.nutrasystem.com.tr/?title=saglikli_zayiflama&m=Sayfalar&id=204&ek=30&m_id=200

Yaşımıza uygun sağlıklı kiloya ulaşmak için neler yapılmalıdır?

HHH

1- Önce doktor tarafından kişi genel bir muayeneden geçirilmelidir. Muayene sonucuna göre, tespit edilen aksaklıklar ( bazı hastalıklar ve yaşam tarzı v.b.) belirlenmiş olur.

2- Muayene ile tespit edilemeyen bazı vücut değerleri ile ilgili tetkikler istenebilir. (A.K.Ş., kolesterol, trigliserit, üre, ürik asit v.b.)

3- Bilgisayarlı vücut bileşim analizi ile; vücuttaki total yağ, kas, su oranı ve bazal metabolizma enerjisi (yani vücudun dinlenir halde iken harcadığı enerji) ölçümü yaplır.

4- Sağlıklı kiloya ulaşmak için, tespiit edilen hastalıkların (varsa) tıbbi tedavisi yapıldıktan sonra, diyetisyen tarafından kilo verme amaçlı kişinin niteliklerine uygun beslenme programlarına geçilir.

şeklinde sıralanabilir.

YENİ BİR YIL…YENİ BİR CİLT (2015 mutlu yıllar)

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=medikal_cilt_bakimi&m=Sayfalar&id=214&ek=33&m_id=215

Medikal cilt bakımları, cilt kalitesini korumak ve düzeltmek amacıyla uygulanır. Ergenlik çağından itibaren iyi bir temizleme alışkanlığı kazandırılarak, ayda bir kez cilt bakımı yaptırılması önerilmektedir.

Profesyonel bir bakımla cildin uzun süre tazeliğinin ve sağlığının korunması mümkündür. Önemli olan nokta, uzman estetiysen ve doktor tarafından doğru bir cilt analizi yapılması, bakımda kullanılan ürünlerin ve işlemlerin cildin özelliklerine uygun olmasıdır.

medikal cilt

YAPILAN BAKIMLAR
Temel Cilt (arındırıcı) – Lifting Bakımı

Akneye karşı bakım – Lekelere karşı bakım (AHA)

Couperose bakımı – Göz çevresi

Nem dengeleyici bakım (alerjik ciltler için)

MEDİKAL CİLT BAKIMI NASIL BELİRLENİYOR?

Bakıma başlamadan önce kapsamlı bir cilt analizi yapılır ve böylece yağ, nem ve elastikiyet oranı göz önünde bulundurularak cildin yağlı, kuru, normal olgun ya da hassas olduğuna karar verildikten sonra, cildinize uygun programlar düzenlenir.

MEDİKAL CİLT BAKIMI NEDEN GEREKLİDİR?

Cildimiz UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, yanlış beslenme gibi nedenlerden dolayı zamanla dengesini kaybeder. Sadece estetik değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Cilt bakımı cildin asitlik derecesini düzenlemek, gözeneklerin temizlenmesini ve sıkılaşmasını sağlamakta önemli unsurdur.

KİMLER MEDİKAL CİLT BAKIMI YAPTIRABİLİR?

20 yaşından sonra cildinde hiçbir problem olmayanların dahi ayda bir kez cilt bakımı yaptırması önerilir. Akne, sivilce tedavisi, hücre onarımı, nem oranının düzenlenmesi, ince çizgilerin azaltılması için uygulanır.

MEDİKAL CİLT BAKIMINDA HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?

Kişinin günlük aktivitesini engellemeyecek lunch- time peeling, kimyasal peeling, gözeneklerin temizlenmesini sağlayan derin peeling’lerin yanı sıra, cilt tipi ve ihtiyacına göre serum, masaj ve akneyle sivilceleri kurutmak için maskeler uygulanır.Problemsiz ciltlerde ayda bir kez, ergenlik çağındaki sivilce problemleri için 15- 20 günde bir cilt bakımı yaptırmak yeterli olur.

NEDEN EGZERSİZ YAPMALIYIZ?

Egzersiz, bazılarımız için hayatta olmazsa olmaz, bazılarımız içinse hiç başvurmadığımız bir reçetedir. Yıllar geçse de zayıflamayla ilgili etkinliği kanıtlanan tek öğe olan sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yaşama sağlık ve mutluluk katmaya devam etmekte. Peki egzersiz hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz?
Egzersiz Nedir?
Egzersiz, planlı bir şekilde yapılan, tekrarlanan vücut hareketleridir. Yani, bir kişinin egzersiz yapıyor olması için hem planlı olarak egzersizi yapması hem de düzenli bir şekilde yapılıyor olması gerekir.
Peki size uygun egzersiz hangisi?..
3 çeşit egzersiz çeşidi vardır:
1. Aerobik Egzersizler: Vücudun maksimum oksijen kullanımının ön planda olduğu egzersiz türüdür. Yavaş-orta tempoda yapılan, 2 dakikadan uzun süren egzersizler için geçerlidir. Aerobik egzersiz kalori harcaması ve yağ yakımının en yoğun olduğu egzersiz türüdür. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme, tenis gibi aktiviteler bu gruptadır. Kilo vermek isteyenler, kilolarını korumak isteyenler ve kalp sağlığını ön planda tutanların yapması gereken egzersiz türüdür.
2. Direnç, Kuvvet ve Ağırlık Egzersizleri (Anaerobik Egzersizler): Bu egzersiz türü, kas gruplarını çalıştırır ve kas gelişimini hedefler. Böylelikle hem kasın kuvveti artarken hacmi veya kütlesi de büyür/artar. 2 dakikadan kısa süren egzersizler bu sınıfta yer alabilir. Aerobik egzersizlere göre kas hücrelerinde oksijensiz ortamda enerji üretimi olduğu için kısa sürede maksimum güç eldesi, patlayıcılık ön plandadır. Gülle, halter, vücut geliştirme, kısa mesafe koşuları, 3 adım gibi atletizim sporları bu egzersizler arasındadır.
3. Denge ve Germe Egzersizleri: Mevcut kasların boyunu ve eklemlerin arasındaki mesafeyi uzatmak için yapılan egzersizlerdir. Burada kalori yakımı veya patlayıcılıktan ziyade belirli hacimdeki kasların uzatılması veya incetilmesi amaçlanır. Yoga, pilates, açma-germe egzersizleri bu gruptadır. Eklem veya kas ağrıları olan kişilerin bu gruptan yararlanması daha sağlıklı olacaktır. Egzersiz sonrası mutlaka 5-10 dakika yapılmalıdır.
Güne egzersizle başlamak için birçok neden var…
Düzenli egzersizin bize sağladığı yararlardan bazıları:
· Daha kaliteli bir yaşam sağlar
· Ömrü uzatır
· Sağlığın korunmasını sağlar
· Dayanıklılığı arttırır
· Kalp ve damar hastalıkları, kanser, obezite, insülin direnci (veya diyabet) gibi hastalıkların oluşma riskini azaltır
· Bazal metabolizma hızını arttırarak kalori harcamasını arttırır
· Depresyonu önler
· Kan basıncını düşürür
· Vücut yağ oranını azaltır, kas oranını arttırır
· Kanda HDL (iyi) kolesterolü yükseltir, LDL (kötü) kolesterölü düşürür
· Yaşa bağlı osteoporoz riskini azaltır
· Kilo korumaya yardımcı olur
· Bunamayı (demans) engeller, yaşlanmaya karşı kişiyi korur
· Uyku verimini arttırır
· Zinde ve iyi hissetmeyi sağlar
YOKSA SİZ HALA DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMIYOR MUSUNUZ?
Kişilerin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği rahatsızlıklar, fizyolojik durumu ve çevresel etmenler egzersiz yapma durumunu engeller. Ciddi bir fizyolojik veya metabolik rahatsızlığı olmayanların (egzersiz yapmasına mani olacak herhangi bir rahatsızlık) ve fizyolojik olarak egzersiz yapmaya uygun olan kişilerin yapabileceği egzersizlerden en ideali yürüyüştür. Özellikle açık havada yapılan yürüyüşler, kişinin zihnini açar, endorfin salınımını uyararak mutluluk hissi verir, dolaşımı arttırır ve kalori yakımını sağlar.
Her gün en az 30 dakika orta şiddetli aerobik egzersiz yapmak, ortalama 200 kalori yakmayı sağlar!
Amerikan Kalp Vakfı’ na Göre Fiziksel Aktivite Önerileri:
· Çocuk ve gençlerin (5-18 yaş) her gün orta şiddette 6 0 dakika ve üzerinde aktivite yapması önerilmektedir.
· Yetişkinlerde (18-65 yaş) haftada 5 gün, orta tempolu 30 dakika veya haftanın 3 günü 20 dakika ağır aktivite veya yukarıdaki seçeneklerin kombinasyonu olarak aktivite yapmaları önerilmektedir. Ayrıca yetişkinler için haftada en az 2 gün, 8-12 tekrarlı kas kuvvetlendirici egzersizlerin yapılması da önerilmektedir.
· Yaşlı bireylerde (65 yaş ve üzeri) önerilen egzersiz, yetişkinlerle aynı düzeydedir ancak bu egzersizlerle birlikte germe ve denge egzersizlerinin yapılması da önerilmektedir.
Bizim tavsiyemiz, yeni başlayan kişilerin haftada 2-3 gün 10 dakika ile egzersize başlamalı ve yavaş-orta tempoda yapılmalıdır. Vücut egzersize uyum sağladıkça ve fizyoloji mümkün kıldıkça egzersiz süresi 30-45 dakikaya çıkartılır. Örneğin; orta tempoda 40 dakika yürüyüş, yavaş tempoda 30 dakika koşu gibi…
Her 10 dakikalık aktivitenin bile metabolizmayı hızlandırarak obeziteyi engellediği unutulmamalıdır.
Düzenli egzersiz yapanların mutlaka beslenmelerine de dikkat etmeleri gerekir. Hem mevcut sağlığı korumak hem de sağlığı iyileştirmek için dengeli ve yeterli beslenme çok önemlidir. Böylece, egzersiz sırasında eksilen karbonhidrat depoları dolar, hasarlanan kas hücreleri yenilenir, egzersiz sırasında vücutta artan su ve elektrolit kayıpları yerine konmuş olur. Bu sayede kişi kendini daha güçlü, dinç, mutlu hisseder, vücudununun yağ oranı azalır, kas dokusu artar, cilt parlar ve deri sıkılaşır.
en az 5000 adım
Herkes için günde toplam ortalama 7500 adım
ideal 10.000 adım
Günlük 5000 adımın altına düşüldüğü zaman kalp-damar hastalıkları, insülin direnci, obezite gibi hastalıklara yakalanma riski artar ve kişinin yaşam kalitesi düşer. Siz de yarından itibaren adım sayar (pedometre) alınız ve günde kaç adım attığınızı tespit ediniz.
HEDEFİNİZ 7500 ADIM VE ÜZERİ OLMALI!
SAĞLIKLI BESLENME + DÜZENLİ EGZERSİZ = KALİTELİ VE UZUN ÖMÜRLÜ BİR YAŞAM
Aşırı Egzersizin Zararları Nelerdir?
1. Sakatlanma ve yaralanma riskini arttırır. Fazla egzersiz sonucu yorulan kaslar dinlenemez, kas ve tendonlar zarar görebilir.
2. Bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Egzersiz, vücutta belirli bir stres yaratır. Eğer kişi dinlenmez ve egzersize uygun beslenmezse kişinin bağışıklık sistemi zayıflar, bitkin düşer, hastalıklara (özellikle virüs ve soğuk algınlığı) yakalanma riski artar.
3. Kas kayıplarına neden olabilir. Egzersiz sırasında kaslar hem çalışır hem de yıpranır. Kas dokusunun kendini yenileyebilmesi için proteinden zengin bir beslenme ve dinlenmek için zaman gereklidir. Kasların kendini yenilemeye zamanı olmadığı zaman egzersiz boyunca hep kas hücrelerinde yıkım oluşur, bu yüzden kas kütlesi kaybı artar.
4. Uyku bozuklukları görülür. Fazla egzersiz, metabolizmayı hızlandıracağı için uyku düzeninde değişme, uyumada güçlük çekme gibi sıkıntılara neden olur. En ideali, sabah erken saatte öğle ile kşam arası yapılan egzersizlerdir. Böylece hem o saatlerde yavaşlayan metabolizma hızlandırılmış olur, hem de uyku sorunları yaşanmaz.
5. Kadınlarda kemik kayıplarına neden olur. Araştırmaların çoğu aşırı egzersiz yapan atletlerde kemik kayıplarının görüldüğünü belirtmektedir. Ayrıca yeme bozukluğu (anoreksiya nevroza veya bulimiya nevroza gibi) ve regl düzensizliği yaşanıyorsa buna ‘kadın sporcu triadı’ (kadın sporcu üçlemesi) denmektedir. Sporcular veya aşırı spor yapan kadınlar arasında görülen bu durum hayatı olumsuz etkileyen bir hastalıktır.

Beslenme Programı…METABOLIC BALANCE

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=metabolic_balance_programi&m=Sayfalar&id=251&ek=30&m_id=252

Metabolic Balance (Metabolik Balans)  Uygulaması

Alsancak NUTRA SYSTEM Polikliniğinde Uygulanmaktadır.

Dr.Selmin ERŞAN İzmir’de Lisanslı Metabolic Balance Temsilcisidir.

Randevu ve Sorularınız İçin… 

(0232) 463 31 63-(0532) 225 96 98

alsancak@nutrasystem.com.tr

metabolik

Metabolik Balans Nedir?

Metabolic balance sağlıklı ve dengeli beslenerek kilo kontrolü sağlayan bütünsel bir metabolizma programı dır.Bu özel beslenme şeklinin her kuralı tıbbi , fizyolojik bilimsel gerçeklere dayanmaktadır.Bu program Metabolizma ve Endokrin Uzmanı Dr.Wolf Funfack rehberliğinde, Doktorlar ve Beslenme uzmanları tarafından geliştirilmiştir.

Metabolic Balance Nasıl Etki Ediyor?

Kişisel beslenme planınız sayesinde ‘’beden kimyanız“ ve size uygun ‘’gıda maddeleri” ile yeni bir metabolik denge oluşacaktır. Sizin için sağlıklı ve gerekli olan besinleri, mineralleri içeren gıdaları tüketmenizin yanı sıra, metabolizmanızın dengede kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu besinleri almanız da sağlanacaktır. Bu nedenle, size özel hazırlanan bu plan, sadece sizin metabolizmanıza uygundur ve tamamen sizin kişisel özelliklerinizle ilgili bilgiler içermektedir.

Klasik Diyetlerden Farkı Nedir?

Kalori hesabına dayalı bir diyet değildir.Metabolik balansın en önemli özelliği bilimsel temellere dayanmasıdır. Yemek konusundaki farkı ise tatsız tuzsuz, yağsız, light veya iştah kesici yapay yiyeceklerle mideyi doldurup zayıflatan, sürdürülmesi zor bir beslenme programı değil; ideal ölçülerde, vücudun ihtiyacı olan gıdaların en doğal halleriyle tüketilmesini sağlayan ve ömür boyu sürdürülebilir bir sağlıklı beslenme biçimi olmasıdır.Kilo vermeyi sağlayacak olan gıdalar Kişinin kan değerlerine ve kişisel verilerine göre belirlenir.Bu belirleme sırasında gıdaların kalorilerinden çok , gelisemik yükleri ve kişinin metabolizma Özellikleri dikkate alınır. Beslenme planını parmak izi kadar ozel ve omur boyu geçerli kılar ve kişinin aç kalmadan ideal kilosuna kavuşmasını sağlar. Ancak başarısı ,kalori ayarlamasından ziyade, yiyecek seçimi ve yiyecek gruplarının kombinasyonu ve tüketim şekliyle yakından ilgilidir.Alışagelmiş diyetlerdeki 3 ana öğün ve ilaveten ara öğünlerin aksine,Metabic Blance \’ta sadece 3 ana öğün vardır,ara öğün yoktur.Hatta arada bişey yemek yasaktır! Metabolic balance sadece zayıflamayı değil,gerekiyorsa kilo almayı ve ideal kiloda kalmayı da sağlayan kilo düzenleyici bir metabolizma programı dır.

Metabolic Balance Kilo Kaybını Nasıl Sağlıyor?

Size özel hazırlanan beslenme planı sayesinde vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm sağlıklı besinleri alıyorsunuz. Programda besinler içerdikleri kaloriye, yağ, protein ya da karbonhidrat miktarlarına göre seçilmiyor. Sadece ve sadece sizin hormon düzeyiniz dikkate alınıyor ve bu sayede metabolizmanızın sağlıklı çalışması sağlanıyor. Beslenmenizi bu yeni ve kolay uygulanabilen kurallara göre düzenlediğiniz için, kilonuz kontrol altına alınıyor, aynı zamanda metabolizmanızın hormon dengeleri de düzenleniyor.

Metabolic balance ile sağlığım nasıl düzeliyor?

Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde (özellikle size uygun egzersizleri de uygulayarak) kalıcı bir sağlığa kavuşabilir; kendinizi çağın önemli hastalıklarından koruyabilirsiniz. Doğal ve dengeli beslenme sayesinde vücudumuz olması gereken doğal kilosuna kavuşur. Bu beslenme planı sayesinde, günlük verimimizde ve konsantrasyonumuzda da gözle görülür bir düzelme oluşur. Böylece enerji düzeyimizde de artış görülür. Daha iyi uyuyabilir, fiziksel anlamda kendimizi daha güçlü hissedebiliriz. Sonuç olarak; daha sağlıklı, daha aktif, daha zinde olup, bu özellikleri çevremize de yansıtırız. Programı uygularken vücuttaki yağlar azalır, bu arada kas ve bağ dokusu metabolic balance® sayesinde dengelenir. Böylece cildimiz de daha gergin ve pürüzsüz bir hale gelir.

Kişisel Beslenme Programı Nasıl Oluşturuluyor?

Doktor,Metabolik balans programında izlenen yolu şöyle anlatıyor: “Öncelikle 10-12 saatlik bir açlık süresinden sonra kişinin kanı alınarak Türkiye’deki anlaşmalı bir laboratuvara gönderilir. Kişinin kan analizinde; karaciğer enzimleri, böbrek fonksiyonları (üre, ürik asit, vs.) vücudun enflamasyon kriterleri -obezitede ve insülin direncinde bu kriterler çok önemli bir yer teşkil eder-, safra kesesi, pankreas salgısı, bazı vitaminlerin oranları, kan sayımı ve tiroid fonksiyonlarına bakılarak ayrıntılı bir check-up yapılmış olur. Bu check-up’ın sonuçları doktor tarafından hasta ile birlikte konsülte edilip bir rapor haline getirildikten sonra Almanya’da merkez ofisteki dahiliye uzmanının görüşüne sunulur. Ve buradaki Metabolic Balance programının veri tabanı kullanılarak yaklaşık 25 sayfalık bir kişisel besin programı hazırlanır. Bu besin programında; kişinin hangi besinleri aldığında metabolik dengesinin ayarlanacağını, kilo verebileceğini ve insülin direnci, obezite, tiroid gibi sağlık sorunlarından kurtulabileceği anlatılır. Haftada bir kez olmak üzere doktor hastaya en az 9 seans sağlık koçluğu yapar.”

Metabolik balansın diyet programı olup olmadığının kişiye göre değiştiğini belirten Doktor, “Eğer kilo vermek amaçlanıyorsa diyet olarak değerlendirilebilir. Sadece metabolik balans ayarını yapmak için de uygulanabilir. Obezite, insülin direnci, tiroid, haşimato gibi hastalıkların tedavisinde de etkili bir çözüm olabilir”

Metabolic Balancenin Avantajları Nelerdir?

1-Metabolic Balance kisiye özel , bünyenin ihtiyacına uygun sağlıklı bir beslenme programı dır.

2-Günde 3 oğun beslenme prensibi sebebiyle uygulaması kolay ve sürdürülebilir bir beslenme düzenidir.

3-Metabolic Balance beslenme sisteminde kisi kısa sürede büyük oranda yağ kaybeder, su kaybı ise minimum seviyede kalır.Bu yüzden hızlı kilo kaybı olsa bile bir sorun yaşanmaz.

4-Hızlı geri dönüş (yoyo etkisi) yaşanmaz, kilo dengede kalır.

5-Tamamen doğal bir beslenme şeklidir, herhangi bir ek ürün önerilmez.

6-Uluslararası Metabolic Balance egitimi almış, sertifikalı doktorlar tarafından uygulanan, ISO9001 ve TÜV belgeli bir metabolizma dengeleme programıdır.

7-Sonuç olarak daha sağlıklı, daha aktif ve daha zinde olursunuz ki buda hayatınızın her anına yansır.

Programda nasıl bir süreç izleniyor?

Metabolic Balance enstitüsündeki sertifikalı koçlarımız (doktor, diyetisyen) sizi 4 aşamalı programımıza başlatacaklardır.Birinci görüşmenizde, koçunuz kişisel sağlık ve beslenme geçmişinizi kayıt ederek size bir kan testi listesi verecektir.Kan testlerinizin sonuçları bize ulaştıktan sonra, tüm bilgileriniz metabolic balance® enstitüsünde değerlendirilerek “Kişisel Beslenme Planınız” oluşturulacaktır.Metabolic balance koçunuz planınıza başlarken ve tüm plan uygulama sürecinde size rehberlik edecektir.

Program ne kadar sürüyor?

Aşama 1: Hazırlık dönemidir; 2 gün sürer.

Aşama 2: Sıkı dönemdir; en az 14 gün sürer.

Aşama 3: Rahat dönemdir; Beslenmenize ek yiyecekler ilave edilir.

Aşama 4: Koruma dönemidir; Pek çok kişi bu dönemi hayat boyu sürdürmeyi tercih eder.