Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Mayıs, 2015

KIL TEKNİĞİ İLE KALICI MAKYAJ (microblading)

KIL TEKNİĞİ İLE YAPILAN KALICI MAKYAJ

Kaş tasarımı çizildikten sonra sanki kaş kılı varmış gibi bir hava vermek için incecik kıl şekilleri çizilmesidir.

Kaş yapısına uyumlu, kıl şeklinde pigmentasyondur. Kıl tekniği ile ana kaş rengi kopyalanarak boşluk ve seyrek olan kısımlar, kıl tekniği ile yoğunlaştırılır. Böylece kaşların düzenli bir görünme kavuşması sağlanır. Düşük olan kaşların uç kısmı kıl tekniği uygulaması ile kaldırılabilir  ve eksik olan tüm kaş, kıl tekniği ile doğal görünümde yapılandırılabilir.

hggh

KIL TEKNİĞİ İLE KAŞ ŞEKİLLENDİRME KİMLER İÇİN UYGUNDUR?

– Kaşlarının seyrekliğinden şikayetçi olanlar

– Doğal ve gür görünümlü kaşlara sahip olmak isteyenler

– Bozuk kaş şeklini güzelleştirmek isteyenler

– Kısmen eksik olan kaşları gürleştirmek isteyenler

– Kemoterapi sonrası kaş dökülmesi yaşayanlar

– Aynı sorunları yaşayan erkeklerin de tercih edebileceği bir yöntemdir.m

Reklamlar

SAÇ EKİMİ FUE YÖNTEMİ

FUE saç ekimi yöntemi diğer saç ekimi teknikleri gibi bir ameliyat değildir ve ameliyata bağlı ağrı, yara,enfeksiyon,kanama,yara açılması,yara izi gibi genel ameliyat risklerini taşımaz.

FUE saç ekiminde alınan greft standart ve tek tip olduğu için ekilecek alanda cildi kesmeden ve kıla istenilen açı verilerek ekim yapılabilmektedir fue saç ekimi tarzı da saça doğala en yakın görünümü kazandırmaktadır.

Bilgilendirme sayfasında yer alan içerikler, tıbbi ve cerrahi estetik konularında bilgi edinmek isteyen kullanıcıları bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hiç bir zaman bir hekim tedavisinin veya konsultasyonunun yerini alamaz. Site içeriği kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemizde anlatılan tüm cerrahi işlemler bilgi, yorum ve görüntüler, kişileri bilgilendirme amaçlı olup; reklam, tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımamaktadır. SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR.

OBEZİTE İLE MÜCADELE EDİYORUZ…22 MAYIS AVRUPA OBEZİTE GÜNÜ

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=obezite_(sismanlik)&m=Sayfalar&id=259&ek=30&m_id=260

Obezite (şişmanlık) günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır.

İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

HHHH

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

21 MAYIS DÜNYA SÜT GÜNÜ

21 MAYIS DÜNYA SÜT GÜNÜ
Dünyada 2001’ den beri ‘Dünya Süt Günü’ kutlanılıyor.
Amaç; dünyaya sütün global bir besin olduğunu hatırlatmak…

NEDEN SÜT İÇMELİYİZ?
İnsanoğlunun tüm yaşamında önemli yeri olan süt, yeterli ve dengeli beslenme için gerekli olan hayvansal kaynaklı protein, yağ, laktoz(karbonhidrat) ile vitamin ve mineral maddelerini içermektedir. Süt, beslenme değerinin yüksekliğinin yanında, vücut fonksiyonlarını düzenleyen, gelişmesini sağlayan, kemik ve diş oluşumunda önemli yeri olan temel bir gıda maddesidir. Bir gıdanın besin değeri, vücudun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gereksinim duyduğu besin öğeleri içeriği ile ölçülür. Süt, bileşiminde 85 farklı besin öğesi bulundurmaktadır. Kemik gelişmesinin ve vücut şeklinin oluşmasının temel taşı olan kalsiyumun ana kaynağı olan süt, içerdiği protein, vitamin ve minerallerle zihinsel gelişimde de önemli rol oynamaktadır.

sut
Süt; %87,3 su, % 3,5 yağ, % 3,4 protein, % 5 karbonhidrat ve % 7 mineral içermektedir. Bunlara ek olarak kalsiyum ve fosfor mineralleri, B2 ve B12 vitaminleri yönünden zengin bir besindir. Ayrıca A vitamini ve elzem amino asitleri de içermektedir. İçerdiği yağın 2/3’ ü doymuş yağ, 1/3’ ü doymamış yağdır. Süt; inek, koyun, keçi, manda, deve ve anne sütü olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Son zamanlarda bitkisel protein kaynaklarının da özleri çıkartılarak elde edilen soya sütü, badem sütü gibi süt çeşitleri piyasada bulunmaktadır. Sütün tadı hayvandan hayvana veya anneden anneye göre değişebilmektedir ancak bileşim bakımından (yağ asitleri farklılık gösterir) hemen hemen benzerdir.
Süt, bebek ve çocuklarda büyüme ve gelişmenin sağlanabilmesi, yetişkinlerde yaşamın devamı için gerekli olan protein, mineral ve vitaminlerin alımı, gebeler ve emziren bayanlarda hem bebeğin hem de annenin ihtiyacı olan kalsiyum ve birçok besin öğesinin alımı, yaşlılarda da kemik erimesi başta olmak üzere birçok hastalıktan korunmak amaçlı tüketilmelidir.
Süt, sadece bebeklikte değil, insan yaşamının her evresinde tüketilmesi gereken bir besindir, ancak Türkiye’deki süt tüketiminin gelişmiş ülkelerle kıyaslanamayacak derecede düşüktür. Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre, kişi başına Avrupa Birliği’nde 10.7, ABD’de 11.8 kat daha fazla süt içilmekte. Araştırmalar da gelişmiş ülkelerde 139 litreye ulaşan yıllık kişi başı süt tüketiminin Türkiye’de 25 litreyi geçmediğini gösteriyor. Bugün, yıllık kişi başına içme sütü tüketimi Finlandiya’da 139, İngiltere’de 100, Rusya’da 94, İtalya’da 63 litreyi buluyor.
Sütün Sağlığımız İçin Faydaları:
· Süt, tüm yaş grupları için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak en iyi kaynaktır.
· Çocuklukta ve gençlikte özellikle kemiklerin güçlü olması için gerekli olan kalsiyum ve fosfor mineralleri açısından zengindir.
· Büyüme ve gelişmeyi destekler.
· Yapısında bulunan yağ asitleri ile çocuk beyninin gelişiminde görev almaktadır.
· İleri yaşlarda osteoporozdan korur.
· Kemik erimesini önler.
· Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir.
· Mide rahatsızlıklarını giderir.
· Vücut ağırlığının korunmasında etkilidir.
· Sindirim sistemini düzene sokar.
· Diş çürüklerini önler.
· Tansiyon kontrolünü sağlar.
· Yağsız süt, kolesterolü düşürücü etki gösterebilir.
· Süt içmek, böbrek taşı oluşumu riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
· Alzheimer hastalığını önlemektedir.

YAZ AYLARINDA BESLENME ÖNERİLERİ

Yaz Aylarında Beslenme
 
Yaz aylarının başlaması ile artan hava sıcaklıkları birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Ayrıca sıcaklıkların etkisiyle artan terle birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir. Yaz aylarında özellikle bebek ve çocuklarda ishal görülme sıklığı artmaktadır. Ayrıca sıcak havalarda besinlerin bozulma riski artmakta ve besin kaynaklı zehirlenmeler sık görülmektedir.
sıcak
 
Yaz sıcaklığından en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan bireylerdir. Yaz aylarında sıklıkla görülen sağlık problemlerinin azaltılmasında sağlıklı beslenme ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi son derece önemlidir.
 
DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN…

BUZ LAZER İLE YAZ DÖNEMİNDE DE EPİLASYON!

 
BUZ LAZER EPİLASYONUN DİĞER LAZER SİSTEMLERDEN FARKLILIKLARI NELERDİR?
 
Diode ütüleme lazerler 810 nm dalga boyundaki lazerlere verilen genel addır. Farklı markada ve farklı ülke kaynaklı diode ütüleme lazerler Türkiye’de kullanılmaktadır. Buz lazer diğer lazerden farklı teknolojik özelliklere sahiptir. Buz lazer, istenmeyen tüylerin azalmasını amaçlayan bir lazer tedavi yönetimidir. Buz lazer’in dalga boyu diğer lazer yöntemlerine göre daha uzun olduğu için koyu renkli tenlerde bile tedavi süresine göre değişiklik gösteren etkili sonuçlar elde edilmektedir.
Buz lazer diğer lazerlerden daha derine inerler. Bu nedenle derin yerleşim gösteren kıllarda etkin tedavi sağlarlar.
beyaz-bayan-gunes-gozlukleri-3
Buz lazerlerin yüz, sırt, kol bölgesinde etkili lazerlerdir. Bu nedenle bir lazer polikliniğinde mutlaka bulunmalıdır. Tüm bölgeler ve sonuçlar değerlendirildiğinde diode ütüleme lazerler etkili lazerlerdir.
Buz lazer bir önemli avantajı da tüm cilt tiplerinde kullanılabilmesi ve dört mevsim yapılabilmesidir.
. Diğer lazerden daha az melanin tarafından emilse de kılı tahrip etmeye yetecek emilim gerçekleşir.
• Deride leke kalma ihtimali azdır.
• Koyu renk ciltlerde dâhil olmak üzere diode ütüleme lazerler tüm cilt tiplerinde epilasyon yapılabilen lazerlerdendir.
• Kontakt ya da hava soğutmalı tipleri vardır.
• Dalga boyu 810 nm’dir.
• Bu dalga boyu diğer lazer sistemlerine göre daha derine ulaşabilir.
• Pulse süresi cihazın teknik özelliklerinden dolayı uzundur ve esmer tenlilerde kullanılabilir.
• Pulse süresinin uzun olması ince kıllarda etkinliği azaltabilir. Bu nedenle pulse süreleri ayarlanabilen diode ütüleme cihazları da üretilmiştir. Bu tip fonksiyonu bulunan diode ütüleme lazerler ince tüylede etkili olabilen önemli lazerlerdendir.
• Derin ve kalın kıllarda etkinliği daha fazladır. Bu özellikleri nedeniyle erkek sırtı, kadın ve erkek kol ve yüzünde başarılı lazerlerdir.
•Diğer lazer sistemleri gibi ince tüylerde tetikleme yani artırma yan etkisi yoktur.

ANNELER GÜNE ÖZEL CİLT BAKIMINA NE DERSİNİZ?

 
Medikal cilt bakımları, cilt kalitesini korumak ve düzeltmek amacıyla uygulanır. Ergenlik çağından itibaren iyi bir temizleme alışkanlığı kazandırılarak, ayda bir kez cilt bakımı yaptırılması önerilmektedir.
anneler günü
 
Profesyonel bir bakımla cildin uzun süre tazeliğinin ve sağlığının korunması mümkündür. Önemli olan nokta, uzman estetiysen ve doktor tarafından doğru bir cilt analizi yapılması, bakımda kullanılan ürünlerin ve işlemlerin cildin özelliklerine uygun olmasıdır.
 
YAPILAN BAKIMLAR
 
 
Temel Cilt (arındırıcı) – Lifting Bakımı
 
Akneye karşı bakım – Lekelere karşı bakım (AHA)
 
Couperose bakımı – Göz çevresi
 
Nem dengeleyici bakım (alerjik ciltler için)
 
MEDİKAL CİLT BAKIMI NASIL BELİRLENİYOR?
 
Bakıma başlamadan önce kapsamlı bir cilt analizi yapılır ve böylece yağ, nem ve elastikiyet oranı göz önünde bulundurularak cildin yağlı, kuru, normal olgun ya da hassas olduğuna karar verildikten sonra, cildinize uygun programlar düzenlenir.
 
MEDİKAL CİLT BAKIMI NEDEN GEREKLİDİR?
 
Cildimiz UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, yanlış beslenme gibi nedenlerden dolayı zamanla dengesini kaybeder. Sadece estetik değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Cilt bakımı cildin asitlik derecesini düzenlemek, gözeneklerin temizlenmesini ve sıkılaşmasını sağlamakta önemli unsurdur.
 
KİMLER MEDİKAL CİLT BAKIMI YAPTIRABİLİR?
 
20 yaşından sonra cildinde hiçbir problem olmayanların dahi ayda bir kez cilt bakımı yaptırması önerilir. Akne, sivilce tedavisi, hücre onarımı, nem oranının düzenlenmesi, ince çizgilerin azaltılması için uygulanır.
 
MEDİKAL CİLT BAKIMINDA HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?
 
Kişinin günlük aktivitesini engellemeyecek lunch- time peeling, kimyasal peeling, gözeneklerin temizlenmesini sağlayan derin peeling’lerin yanı sıra, cilt tipi ve ihtiyacına göre serum, masaj ve akneyle sivilceleri kurutmak için maskeler uygulanır.Problemsiz ciltlerde ayda bir kez, ergenlik çağındaki sivilce problemleri için 15- 20 günde bir cilt bakımı yaptırmak yeterli olur.