Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Ekim, 2015

BEL ÇEVRESİNİ ERİTMENİN 5 YOLU

Bel çevresi, hemen hemen herkesin sıkıntı yaşadığı bir bölgedir. Genelde erkeklerde strese ve kronik hastalıklara bağlı, bayanlarda da beslenme hatalarına bağlı olarak oluşabilen bel çevresinden aşağıdaki önerilerle kurtulabilirsiniz:

belly-2473_1920

1. Şeker ve şekerli ürünlerden uzak durun

Şekerli, unlu veya nişastalı ürünler, genel pastane ürünleri, gazlı içeceklerden uzak durun. Çaya ve kahveye şeker atmayın, abur cubur tüketiminden uzak durun.

2. Meyve tüketimini sınırlayın

Meyveler içerdikleri vitamin ve mineraller sayesinde vücudumuza fayda sağlasalar da miktarından fazla tüketildiklerinde kilo artışlarına neden olurlar. Meyvelerde bulunan früktoz, vücuda alındıktan sonra insüline bağlanmadan taşınmakta, fazlası karaciğerde birikerek karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır. Günde 2-3 porsiyondan fazla meyve tüketmeyin.

3. Alkolü pas geçin

Tükettiğiniz alkoller ne kadar düşük kalorili olurlarsa olsunlar kilo almanıza neden olur. Eğer bel çevrenizde kalınlaşma varsa mutlaka alkolden uzak durun.

4. Yürüyüş yapın

Sıkı ve tempolu yürüyüş yapın. Yürüyüş yaparken kısa aralıklarla temponuzu arttırın. Günde en az 6- 7 bin adım attığınızdan emin olun.

5. Stresle mücadele edin

Stres sırasında böbrek üstü bezinden salgılanan kortizon hormonu, bel çevrenizin kalınlaşmasına ve ödeme (vücutta suyun tutulmasına) neden olur. Bel çevrenizin incelmesi için stresi hayatınızda minimuma indirin ve stresle mücadele etme yöntemleri geliştirin.

Reklamlar

OSTEOPOROZ’ U TANI, DAHA SAĞLIKLI YAŞLAN | 20 EKİM DÜNYA OSTEOPOROZ GÜNÜ

Dünya Osteoporoz  Vakfı’ nın önerisiyle her yıl farklı bir konseptle kutlanan bu günde, dünyada en sık görülen iskelet sistemi hastalığı olan osteoporoz ve buna bağlı oluşan kırıklara karşı bilgi ve farkındalığın arttırılması hedeflenmektedir.

Osteoporoz, halk arasında en yaygın görülen bir metabolik kemik hastalığıdır. Kemiklerde kırılmalar ve kemik kütlesinde kayıplar ile kendini gösterir. Genellikle 45 yaşından sonra görülmeye başlar ve yaşın artmasıyla birlikte kemik kırılganlığı arttığı için görülme sıklığı da artar. Bebeklik döneminden itibaren büyüyen kemik dokusu ergenliğin sonuna kadar gelişir, 20’ li yaşlarda maksimum seviyeye ulaşır. 30’ lu yaşlara kadar süren kemik gelişimi, 30 yaşından sonra kendini kemik yıkımlarına (kaybı) bırakır. Yaşın artmasıyla da kemiklerin kırılma riski artar. Kemik kaybı menopoz sonrası ilk birkaç yılda maksimum seviyeye ulaşır. Menopoz döneminde kayıp daha çok artar. Osteoporoz erkeklerde 50’ li yaşlardan sonra görülmeye başlar. 50 yaşından sonra 2 kadından birinde, 4 erkekten birinde osteoporoza bağlı kırıklar görülebilir.

Osteoporozun toplum sağlığı sorunu haline gelmesinin sebebi, kemik kırılmalarıyla olan bağlantısıdır. Osteoporoza bağlı kırıklar genellikle omurga, kalça ve el bileğinde gerçekleşmektedir.

gghfhhfhf

* Osteoporoz önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Risk Faktörleri:

  • Değiştirilemez faktörler: Yaş, ırk, genetik yapı vs.
  • Değiştirilebilir faktörler: Beslenme şekli, fiziksel aktivite düzeyi, alkol ve sigara tüketimi, yaşam şekli ve çevresel etkenler.

30 yaşına kadar yetersiz kalsiyum tüketimi, yetersiz vitamin mineral alımı (özellikle magnezyum, çinko, bakır, fluroid, C vitamini, K vitamini, A vitamini ve D vitamini), çok protein ve sodyum tüketimi, sigara tüketimi, alkol tüketimi, kafein tüketimi, erken menapoz, bazı hastalıklara sahip olma (hipertiroidizm, kronik akciğer hastalığı, kanser, inflamatuar bağırsak hastalığı, cushing’ s hastalığı, multiple sklerozis, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, hiperparaidizm, romatoid artrit), bazı ilaçların kullanımı (oral glukokartikoidler(steroidler),kanser ilaçları- radyasyon, tiroit ilaçları, anti epileptik ilaçlar, immunosupresif ajanlar), hareketsiz bir yaşam gibi nedenler değiştirilebilir risk faktörleri arasındadır.

* Osteoporoz, genellikle yaşlılık döneminde ortaya çıkan bir hastalıktır. Fakat hastalığın temeli çocukluk ve adolesan döneminde atılır. Yeterli kalsiyum alımı, düzenli fiziksel aktivite ve kaliteli bir yaşam ile osteoporoz geciktirilebilir veya önlenebilir.

Osteoporoz’ dan Korunmak İçin;

  • Gün içerisinde yeterli miktarda kalsiyum almak. Bebeklik ve çocukluk çağından itibaren yeterli kalsiyum tüketimi, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli D vitamini alımı ile korunma sağlanır.

Günlük Önerilen Kalsiyum Miktarları

Yaş mg/ gün
0-12 ay 400
1-3 yaş 500
4-6 yaş 600
7-9 yaş 700
10-18 yaş 1300
19 yaş-menopoz 1000
Menopoz sonrası 1200
Hamilelik 1200
Erkekler:

19-65 yaş

1000
65 yaş ve üzeri 1200

En iyi kalsiyum kaynakları: Süt ve süt ürünleri (süt, yoğurt, peynir, ayran, kefir vs.), yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, kuru yemişler, kuru meyvelerdir.

* Kaybolan kemik kütlesinin yerine yenisi konamaz!

  • Magnezyum, çinko, bakır, potasyum, manganez ve K vitaminini yeterli miktarda almak.
  • Doymuş yağ alımını azaltmak, doymamış yağ alımını arttırmak.
  • Yeterli D vitamini almak. Bunun için her gün 15-20 dakika güneş ışınlarına direkt cilde temas etmesini sağlamak gereklidir. Bu durum yapılamıyorsa D vitamini preparatları da doktor kontrolünde kullanılabilmektedir. 50 yaş üstü bireylere önerilen D vitamini miktarı günlük 800-1000 IU değerindedir.
  • Yeterli protein almak. Proteinlerin yetersiz tüketimi, kalça kırıkları için risk oluşturmaktadır ve kalça kırığı olan hastaların iyileşmesinde gecikmeye neden olmaktadır. Günde 0,8-1 g/kg protein hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklı protein kaynaklarından alınmalıdır. Proteinlerin ana kaynakları; sakatatlar, kırmızı et, beyaz etler (tavuk, hindi, balık), süt, yoğurt, peynir, yumurta, kuru baklagiller, tahıllar ve kuruyemişlerdir.
  • Düzenli egzersiz yapmak. Haftada en az 150 dakika yapılan egzersizler, kemik sağlığı için önemlidir.

* Kemik kaybının başladığı zamanlarda kemik kaybını önleyici yöntemler durumu yavaşlatabilmektedir.

Osteoporoz’ un Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

  • Gün içerisinde sağlıklı bir şekilde, 5 besin grubundan (süt-et-ekmek-meyve sebze-yağ) yeterli miktarda besin tüketilmelidir.
  • Tuz ve şeker tüketimi sınırlanmalıdır.
  • Kafein tüketimi sınırlandırılmalı veya kesilmelidir (kahve, kola, kakao vs).
  • Alkol ve sigara kullanılmamalıdır.
  • İdeal vücut ağırlığına gelinmeli ve kilo korunmalıdır.
  • Kalsiyum, D vitamini takviyeleri ile kemik kaybı durdurulmalıdır.

DAHA FAZLA DETAYLI BİLGİ İÇİN…

http://www.nutrasystem.com.tr/izmir-diyetisyen/osteoropoz-ve-beslenme/

Menopoz Döneminde Beslenme | 18 Ekim Dünya Menopoz Günü

Menopoz dönemi, kadınların doğurganlık yeteneğinin kaybolduğu, ortalama olarak 48-55 yaş aralığında gelişen dönemdir. Bu dönemde kadınlarda değişen hormonal durumlar kişiyi yaşlılık dönemine hazırlar.

YYYYFG

Menopoz Döneminde Beslenme Şekli Nasıl Olmalıdır?

  • İdeal vücut ağırlığına gelinmelidir.
  • Kemik erimesi (osteoporoz) riskini azaltmak için günde yeterli miktarda kalsiyum minerali alınmalıdır. Bunun için her gün kalsiyumdan zengin besinler tercih edilmelidir: süt, yoğurt, kefir, ayran, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, kabuklu yemişler vs.
  • Besinlerle alınan kalsiyumun emilebilmesi ve kemiklere taşınıp kullanılabilmesi için, ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiği için yeterli D vitamini vücuda alınmalıdır. D vitaminini vücuda % 90 güneş ışığı ile % 10 besinlerle alınır. Yumurta, yağlı balıklar, karaciğer, mantar gibi besinlerde bulunan D vitamininden yararlanmak için 15-20 dakika güneş ışığına direkt temas edilmeli, D vitamini içeren besinleri tüketmek gereklidir.
  • Kilo artışını engellemek için sağlıklı karbonhidrat kaynakları (tam tahıllar ve ürünleri, sebzeler, meyveler, kuru baklagiller) tüketilmeli, basit şeker ve şeker içeren hazır ürünlerden de uzak durulmalıdır.
  • Yağsız protein kaynakları tüketilmelidir; yağsız/ az yağlı kırmızı et, derisiz tavuk, balık, hindi, az yağlı süt ve ürünleri vs.
  • Sağlıklı yağ kaynakları (zeytin, kuru yemişler, zeytinyağı, kanola yağı, keten tohumu ve tereyağı (az miktarda) vs.) tüketilmeli katı yağlardan (margarin, kuyruk yağı vs.) uzak durulmalıdır.
  • Zengin omega 3 kaynakları olan balıklar, ceviz, keten tohumu günlük beslenmede yer almalıdır.
  • Yavaşlayan bağırsak hareketlerini hızlandırmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için posa ve probiyotik ürünler (ev yapımı yoğurt, probiyotik yoğurt, kefir vs.) tüketilmelidir. En zengin posa kaynakları sırasıyla; kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerdir.
  • Azalan östrojen seviyesini azda olsa karşılaması için, fitoöstrojen adı verilen ve insan vücudunda östrojene benzeyen bitkisel hormonlardan faydalanılmalıdır. Bu besinler; kuru fasulye, mercimek, bezelye, soya fasulyesi, soya yağı, sarımsak, soğan, brokoli, havuç, rezene ve keten tohumudur. En önemli bitkisel östrojenler keten tohumu ve soyadır.
  • Su tüketimi arttırılmalı, koyu çay ve kahve miktarı sınırlandırılmalıdır.
  • Kalsiyumun emilimini bozan ve kemik erimesini tetikleyen alkol sınırlandırılmalı veya bırakılmalıdır.
  • Tuz ve tuz içeriği yüksek ürünlerden uzak durulmalıdır. Tuz ihtiyacı baharatlardan karşılanmalıdır.
  • Yemekler sağlıklı pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır (ızgara, haşlama, buğlama, fırında), kavurma ve kızartma gibi pişirme yöntemlerinden uzak durulmalıdır.
  • Etli yemeklere yağ konmamalı, tavuğun ve balığın derisi tüketilmemelidir.
  • Yemek süresi 15-20 dakika aralığında tutulmalıdır. Böylece kişi doygunluk hisseder ve fazla besin alımından kaçmış olur.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN…

http://www.nutrasystem.com.tr/izmir-diyetisyen-beslenme-koclugu/menopoz-donemi-ve-beslenme/

Metabolic Balance İle Sağlıklı Beslenme

NUTRA SYSTEM | ALSANCAK | METABOLIC BALANCE

http://www.nutrasystem.com.tr/2015/10/09/metabolic-balancede-kisisel-beslenme/

Metabolic Balance; kilo düzenleyici bir metabolizma programıdır. Bu program kişiye özeldir ve kişinin güncel labaratuar tahlilleri ve sağlık durumunun gözden geçirilmesinden sonra metabolizma durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda bu konuda eğitim almış bir doktor tarafından uygulanır.

Metabolic Balance Nasıl Etki Eder?

Metabolic Balance amacı insülin salınımını dengede tutmak, insülinin patolojik artışına ve insülin direnci gelişimine engel olmaktır. Yapılan 38 parametre tetkik, derinlenmesine alınan anamnez ve kişisel ölçümlerin alınmasıyla kişinin kendine özel beslenme programı hazırlanır, ve böylelikle ihtiyacı olan besin maddeleri, vitamin ve mineralleri alırken matabolizması düzenlenmiş olur. Sonuç olarak bir taraftan fazlalık yağ dokusu erirken diğer taraftan kilo kontrolü sağlanmış olur.

leaf-675780_1280

Metabolic Balance’nın Bize Sağladığı Yararlar Nelerdir?

1) Kilo verme: kişi doğal yolla sağlıklı beslenerek ve zararlı zayıflama ilaçlarına başvurmadan fazla kilolarından kurtulup ideal kilosunu sürekli muhafaza eder.

2) Kilo alma: çok zayıfsanız ve ideal kilonuzun altındaysanız metabolic balance programıyla kilo alıp ideal kilonuza kavuşabilirsiniz.

3) İnsülin direnci ve metabolic sendromun düzeltilmesi ve dolayısıyla birçok hayatı tehtit eden hastalıktan korunmak.

4) Güzel cilt görünümü.

5)Programla kavuştuğunuz ideal kilonun sürekli korunabilmesi ve böylece diğer zayıflama diyet programramlarındaki gibi hızla kilo verip diyeti bırakınca vermiş olduğunuz kiloları hızla fazlasıyla almazsınız.

Program Ne Kadar Sürer?

Program 4 aşamadan oluşur.

1) Hazırlık Dönemi: 2 gün sürer, detox olarak da adlandırılır.

2) Sıkı Dönem: İlk 14 gün yağsız sıkı dönemdir, sonra yağlı sıkı dönem başlar. Bu süreç kişinin hedef kilosuna yaklaşımına kadar sürer.

3) Rahatlama Dönemi: Hedef kiloya ulaştıkdan sonraki dönemdir. Kontrollü olarak yeni besin ilaveleri yapılır.

4) Koruma Dönemi: Ömür boyu sürer. Kişi metabolic balance programı sayesinde yeni bir yaşam biçimi ve yeni kendine göre sağlıklı bir beslenme şekli edinmiş olur.

Günde Kaç Öğün Yenmeli?

Metabolic balance’ın en önemli temellerinden biri, günde 3 öğün yemeli, öğünler arasında 5 saat ara olmalı. Yani metabolic balance’ta az az sık sık yeme prensibi ve ara öğünler kesinlikle geçerli değildir.

Hastalıkları iyileştirebiliyor mu?

Metabolic balance’ın böyle bir iddası yoktur ama bu program metabolic sendrom denilen diabet 2, tansiyon ve hormon sorunlarına oldukça iyi geliyor ve program sırasında bir çok hasta ilaçlarını bırakabiliyor. Polikistik overli ve adet düzensizliği olan kadınlarda oldukça iyi sonuçlar vermektedir.

Program Kimlere Uygulanmaz?

Hamilelere, epilepsi hastalarına ve böbrek rahatsızlığı olanlara bu program uygulanmaz.

Spor Öneriliyor mu?

Kişi programın bütün aşamalarında yürüyüş yapabilir,ama ağır sporları ancak programın 3. aşamasından sonra öneriyoruz, çünkü sporda vücut karbonhidrat yakar ama bizim ilk etapta amacımız yağ yakmaktır. Yağ en çok uykuda yanar, onun için en az 8 saat uyku öneriyoruz.

Cilt Yenilemede 3 Boyutlu Dolgu Uygulaması

3D Hyalüronik Asitli Dolgular | 3D Dolgu | 3Boyutlu Dolgu Uygulaması
Daha çok hacim gerektiren bölgelerde uygulanan diğer dolgulara göre daha fazla kalıcı olan bir dolgu çeşididir. Üç boyutlu hacim kazandırması sayesinde doğal bir görüntü kazandırır.
3D | Üç Boyutlu Dolgu Uygulaması; hyalüronik asitli dolgular yüz estetiğinde uygulanan bir yöntemdir. 3 boyutlu hyalüronik asit dolguların en önemli özelliği; az hacimli ürün ile yeterince doku gelişimini sağlaması, hacim bozulmasına karşı direnç gelişimi ve uzun ömürlü olmasıdır.
DFVFFF
3D | Üç boyutlu dolgularda, yüz bölgesinde dolgunluk sağlarken ödem ve aşırı şişme gözükmez. üç boyut etkisi ile yüz daha kolay şekillenir ve dolguya istediğimiz şekli vermemiz kolaylaşır ayrıca dolgunun yüzde kalma süresi uzar. Ciltte belirgin bir parlaklık gözlenmektedir.
3D | Üç Boyutlu Dolgu Uygulaması
Dudak dolgunlaştırma, nazolabial çizgiler, dudak kenarlarından aşağıya inen çizgilerde, dudak üstündeki mimik çizgilerinde, elmacık kemiği, şakak bölgesi, yanak bölgesi ve çenede uygulanmaktadır.

http://www.nutrasystem.com.tr/2015/10/06/izmir-3-boyutlu-dolgu-uygulamasi-3d-dolgu-estetigi/Cilt

1-7 Ekim Emzirme Haftası

Anne sütünün faydaları saymakla bitmez… Hem anneye hem de bebeğe olan yararları sayesinde anne sütü ve emzirmenin önemi artmaktadır.

İlk 6 ay boyunca bebeğin tek gıdası olan anne sütü, ikinci 6 aydan itibaren bebeğin beslenmesini tamamlayıcı gıda olmaktadır. 2 yaşına kadar anne sütü alan bebeklerde bağışıklık sistemi güçlenmekte, ideal vücut ağırlığı kazanılmakta, sağlıklı bir büyüme ve gelişme görülmekte ve hastalıklara karşı daha güçlü olunmaktadır.

yhty

 Emzirme haftasıyla birlikte emzirmenin önemini bir daha vurgulayalım:

  • Emzirmek, bebeğin bilişsel fonksiyonlarını arttırır.
  • Emzirmek, bebeğin ilk ay 6 ihtiyacı olan bütün besin öğeleri ihtiyacını karşılar.
  • Emzirmek, bebeği enfeksiyonlardan koruyucu immünoglobulinlerin alınmasını sağlar. Böylece bebek ishal, pnömoni, kabızlık ve ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu) korunmuş olur.
  • Emzirmek, bebeklerin ileride daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmesine neden olurlar.
  • Emzirmek, bebeği ilerleyen yaşlarda kanser, kardiyovasküler hastalıklar, obezite, alerjik hastalıklara karşı korur.
  • Emzirmek, bebeğin sıvı ihtiyacını karşılar. Bu yüzden bebeğe ilk 6 ay ekstradan su vermeye gerek yoktur.
  • Emzirmek, anneyi osteoporoz, yumurtalık ve meme kanseri, idrar yolu enfeksiyonlarından korur, annenin doğum öncesi kilosuna dönmesini kolaylaştırır.
  • Emzirmek, anne ve bebek arasındaki sevgi bağını güçlendirir, annelik depresyonunu azaltır.