Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Ekim, 2016

Haftada 2 Gün Balık Tüketin | İzmir Diyetisyen Bilgilendirme

Bol miktarda kalsiyum,iyot,flor ve fosfor içeren balık kaliteli protein içeriği ile beslenme planımızda olmazsa olmazlar arasındadır.Haftada 2 kez balık tüketmenin sağlıklı yaşama katkıları azımsanmayacak kadar fazladır.

balik-tuketimi

* Sağlıklı diş ve diş eti için

* Şeker hastalığı tedavisinde

* Yanık tedavisinde

* Depresyon ve şizofreni tedavisinde

* Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde

* Bakteriyel enfeksiyonların önlenmesinde

* Kolestrolü düşürücü yönde etkileri bulunmaktadır.

Beyin dokusundaki Omega 3 yağlarının %90’ını DHA yani (Dokosa Hegzanoik Asit) oluşturur.DHA’nın yetersiz olduğu durumlarda güç öğrenme,problem çözmede zorlanma ve yaşlılarda unutkanlık görülebilir. Omega 3’ün bitkisel kaynaklarından bazıları ceviz ve semizotudur.Balık eti A, B1, B2 ve D vitaminleri açısından da zengindir. Büyüme ve yaraların iyileşmesinde önemli rolü vardır.Bu sebeple özellikle hamileler,çocuklar ve gelişme çağındaki gençlerde balık tüketiminin önemi unutulmamalıdır.

http://www.nutrasystem.com.tr/

Reklamlar

GDO | Genetiği Değiştirilmiş Organizma

Bitki ve hayvanlara  istenilen bir özellik katmak için başka bir canlıdaki genetik özelliği kopyalayarak diğer canlıya aktarılmasına ‘genetiği değiştirilmiş organizma’ kısaca GDO denir.

1970’lerde tarımsal ilaçlar ve kimyasal gübrelerin çevre ve insan üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaya başlanmıştır. Bu maddelerden birçoğunun sağlığa zararı kanıtlanmıştır. Ancak bu durum çevre ve insan üzerindeki tahribata engel olamamıştır. Bunun üzerine artan insan nüfusuna besin maddesi ihtiyacı konusunda sıkıntılar yaşanmıştır. Besin maddesi sıkıntısına yeni çözümler aranmasını beraberinde getirmiştir. GDO’nun çözüm olabileceği düşünülmüştür.

gdo-gida-izmir-diyetisyen

1995’de genetiği değiştirilmiş mısır ekimi yapılmıştır. 1970’li yıllardan itibaren insülin hormonu, büyüme hormonu gibi insana özgü gen ürünleri diğer canlılarda sentezlenebilmektedir.

Ticari amaçlı üretimi 1996 yılında başlayan Genetiği Değiştirilmiş (GD) tarım ürünlerinin dünya üzerindeki ekim alanı 1996 yılında 1,7 milyon hektar iken 2013 yılında bu alan 175,2 milyon hektara ulaşmıştır.

2013 yılında toplam 18 milyon çiftçi transgenik ürün yetiştirmiştir. Dünya üzerindeki tarımsal biyoteknolojinin en büyük üreticileri Amerika Kıtasında bulunmaktadır.

Soya fasulyesi, mısır, pamuk ve kanola en fazla üretimi yapılan tarımsal ürünlerdir. GDO’lu soyasucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünlerde, etsuyu tabletlerdefındık-fısık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamüller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor. GDO’lu mısırın kullanıldığı alanlarsa; nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola ve meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılmaktadır.

GDO’lu ürünlerin sağlığımız üzerine bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkisi bulunmamaktadır. Konuyu sağlık açısından ele alan bazı bilim adamları, GDO içeren gıdaların insan sağlığına zararlı olabileceğini savunuyor. Gen bitkinin içine yerleştirildiği için, onu tüketenlerin de risk altında olacağı, sağlık konusundaki eleştirilerde sık sık dile getiriliyor. GDO’ların hedef olan ürün hariç diğerlerinde nasıl bir etki yaptığı bilinmiyor. Özellikle antibiyotiğe karşı direnç, alerji ve kısırlık gibi olumsuz etkileri olduğu savunulmaktadır. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dile getirilse de bunun doğruluğunu kanıtlayan bir araştırma henüz yapılmadı. GDO’lu bitkilere getirilen eleştiriler önemli bir bölümü de doğal çevreye olan etkileri ile ilgili. Ayrıca GDO içeren ürünlerinin tohumları çevreye karışarak doğal ürünleri etkileyip yapısını bozabileceğini savunuluyor. GDO’lu ürünlerin doğal ortama yayılıp yaygınlaşması sonucunda böcek nüfusunun olumsuz etkilenmesi ve tüm ekosistemin çökme olasılığı da dile getirilen bir başka eleştiri. GDO’lu ürünlerin biyoçeşitliliği tehlikeye sokacağı ve biyolojik kirliliğe neden olacağı da yaygın endişeler arasında yer almaktadır.

Peki  GDO neden kullanılır? Zararları tartışıldığı gibi GDO’nun yararlı olabileceği alanlar da vardır. Bunlar;

-Mevcut türlerdeki ürün miktarını artırmak,
– Hasat sonrası kayıpları azaltmak,
– Ürünleri soğuk, sıcak, kuraklık ve tuzluluk gibi etkenlere karşı daha toleranslı hale getirmek,
– Ürünlerin toprak verimliliğini azaltmasını önlemek,
– Gıdaların besleyici değerini yükseltmek,
– Zararlı böceklere dirençli ürünlerle pestisit kullanımını azaltmak,
– Endüstri için alternatif kaynaklar geliştirmek.

GDO’lu ürünlerin geleneksel ürünlerle aynı olduğunu ve risk taşımadığını savunan ülkeler olduğu gibi GDO’lu ürünlerin geleneksel ürünlerden farklı olduğunu ve risk taşıdığını savunan ülkeler de vardır. Türkiye’de GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasaktır. Ancak üründe yüzde 0,9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) tespit edilmesi halinde bu durum “GDO bulaşanı” olarak değerlendirilir. GDO bulaşanı, genetik değiştirme teknolojisi uygulanan veya uygulanmayan bir üründe, birincil üretim aşaması dahil üretim, imalat, işleme, hazırlama, işleme tabi tutma, ambalajlama, paketleme, nakliye veya muhafaza sırasında ya da çevresel faktörler ile teknik olarak engellenemeyen, önlenemeyen veya tesadüfi olarak bulaşan GDO’lar olarak tanımlanmıştır. Ancak GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, peynir, yumurta, et gibi temel besinlerin etiketlerinde hayvanların GDO’lu yem ile beslenmiş olduğuna dair hiçbir uyarı bulunmamaktadır.

http://www.nutrasystem.com.tr/izmir-zayiflama-diyetisyen-beslenme-koclugu/gdo-genetigi-degistirilmis-organizma/

Tereyağ | NutraSystem Diyet Koçu Bilgilendiriyor :)

Tereyağında ortalama olarak % 84 yağ geri kalanında karbonhidrat, protein, su, A,E,D vitaminleri ve kalsiyum, demir, fosfor bulunur. Doymamış yağ oranı daha fazla olmakla birlikte tereyağda doymuş yağ da bulunmaktadır. 100 g tereyağında 785 kalori enerji vardır, 215mg kolesterol bulunmaktadır. Her yemekte tereyağ tüketirsek günlük almamız gereken kolesterol miktarını aşmış oluruz. Kan kolesterolündeki yükseliş kalp-damar hastalıkları riskini arttırmaktadır. Kalp rahatsızlığınız yada kolesterol probleminiz yoksa gün içinde tüketmeniz gereken tereyağ miktarı 1 yemek kaşığını geçmemelidir.

izmirdiyetkocu

Kullandığınız tereyağın güvendiğiniz yerden alınan doğal köy tereyağı olması daha doğru bir tercihtir. Ancak doğal olması istediğiniz kadar tüketebileceğiniz anlamına gelmez. Unutulmamalıdır ki ihtiyaçtan fazla yenilen her türlü besinin vücuttan atılmasını çok zordur ve yağa dönüşürler. Tüm besin gruplarından yeterli ölçüde tüketmek ve çeşitlilik sağlamak bu sorunları ortadan kaldıracaktır.

DİYETİSYEN İLE İRTİBATA GEÇMEK İÇİN…TIKLAYINIZ

Güvenli ve Bilinçli Bir Karar Vermenize Yardımcı Olmak İçin Lütfen İletişim Formunu Doldurunuz. Uzmanlarımız En Kısa Sürede Sizlere Ulaşacaktır.

 

 

İzmir | Saç Dökülmesi | Saç Mezoterapi

 
SAÇ MEZOTERAPİSİNİN FAYDASI NEDİR?
 
Hormonal ve genetik saç dökülmelerinde ise bu yöntem destek tedavi olarak tercih edilebilir.
 
Saç gelişimi için gerekli olan eksiklerin giderilmesiyle daha dolgun, hacimli ve parlak saçlara sahip olunur.
sacekimiizmir
 
Saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olur
Saç tellerinin hem daha kalın, hem de hacimli, canlı ve uzun ömürlü olmalarını sağlar
Dökülmeye eğilimli saçları güçlendirerek dökülme olasılıklarını düşürür
Zayıf, cılız tüylerin saç tellerine dönüşümüne yardımcı olur
Saçların anagen fazını uzatır
Uyku evrelerinde olan saçların anagen faza geçişlerini hızlandırır
Saçlı deriyi güçlendirir, daha sağlıklı ve uzun ömürlü saç telleri üretmelerini sağlar.
Saçlı derinin beslenmesini artırır. Hasar görmüş bölgenin damarlanmasını arttırarak beslenmesine katkıda bulunur. Daha iyi beslenmiş bu alanlarda daha sağlıklı saç tellerinin oluşumuna yardımcı olur.
Saçlı deride ısı artışı sağlar, kanın göllenmesine sebebiyet verir.
Saç Mezoterapisinin koruyucu ve güçlendirici bir tedavi yöntemi olduğunu asla unutmamak gerekir. Mezoterapi mevcutta zaten var olan saç tellerinin daha kalın , canlı, hacimli ve uzun ömürlü olmalarını sağlamaya yarar. Dökülmeyi engeller.

Aşure | Muharrem Ayı | İzmir Diyetisyen Bilgilendirme

İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü Nuh, Büyük Tufan’dan sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapmıştır. Toplumumuzda da her yıl aşure gününde severek yapılıp yenilmektedir.

Aşurenin tarifi yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Temel olarak su, buğday, nohut, toz şeker, fasulye, pirinç kullanılarak yapılan aşureye süsleme amacı ile ceviz, çam fıstığı, badem, nar, susam ve tarçın gibi kuruyemiş, meyve ve baharatlar kullanılır. Tarifi hiçbir hayvansal ürün içermemesi itibariyle vegandır ve hiçbir şekilde hayvansal yağ-kolesterol içermez.

İçeriğine katılan buğday, nohut ve fasulye sinir sistemi üzerinde etkili olan vitamin B1 yönünden zengindir. Aşure tahıl, kurubaklagil ve ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumları içeriğinde barındırmasıyla yine sinir sistemi ve göz sağlığı üzerinde etkili olan vitamin B2 yönünden de zengindir. İçeriğine koyduğumuz meyveler sayesinde ise A ve C vitamini yönünden oldukça değerlidir. Bunların yanı sıra aşurede bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum vardır.

asure-nutra-system

İçerdiği yağlı tohumlar w-3 başta olmak üzere demir, kalsiyum, E vitamini içerir. Bunların yanı sıra protein içeriği de yüksek olan yağlı tohumların adı üzerinde yağ miktarları ve dolayısıyla kalorileri miktarları da fazladır.

İçerisine konulan incir, kuru üzüm, kuru kayısı gibi meyveler posa yönünden zengin, barsak hareketlerini hızlandıran besinlerdir ve kabızlık problemine iyi gelir.

Kurubaklagiller proteini yüksek besinlerdir. Ancak içerdiği proteinden vücudumuz %40-60 oranında yararlanabilmektedir. Eğer kurubaklagilleri tahıllarla beraber pişirir yada tüketirsek bu oranı %70 e çıkarabiliyoruz ki aşure de içinde hem buğday hemde fasulye nohut gibi kurubaklagiller bulundurmasından dolayı avantajlı bir seçimdir. Aynı zamanda susam ceviz, badem ve fındık da bitkisel protein içermektedir ancak bu bahsettiğimiz yağlı tohumların adından da anladığımız üzere yağ miktarları da fazladır dolayısıyla kaloriyi de arttırmaktadırlar.

Aşureyi tüketirken bu faydalı özelliklerinin yanı sıra kalori içeriğini de göz önünde bulundurmalıyız. Yağlı tohumların yanı sıra şekerin de kalorisini göz ardı edemeyiz. Kan şekeri kontrolü için üzerini tarçın ile süslemek hem faydalı hem lezzetli olacaktır. Kilo problemi, kronik hastalığı olanlar aşureyi doktor ve diyetisyenlerin önerdiği ölçüde tüketmelidir.

http://www.nutrasystem.com.tr/