Sağlıklı Zayıflama ve Beslenme – Metabolic Balance – Lazer Epilasyon (Alexandrite Lazer ve Soprano Diod Ütüleme Buz Lazer) – Bölgesel İncelme (Vellashape-Radyofrekans-Kavitasyon-Carboksiterapi-Mezoterapi)- Antiaging (Botoks-Dolgu-İple Yüz ve Boyun Germe-Işık Dolgusu-Kalıcı Makyaj-Medikal Cilt Bakımı-Kimyasal Peeling-Saç Mezoterapisi-Dermaroller)

Archive for Kasım, 2014

CİLT SAĞLIĞI VE BESLENME (YAZI DİZİSİ 1)

Derimiz (cilt), vücudumuzun en büyük aynı zamanda dış etkenlerden en çok etkilenen organıdır. Bütün organlarda olduğu gibi ömür boyu kendini onarır ve sürekli yenilenir. Bu yenilenme süreci iç kaynaklı ve dış kaynaklı etmenlerden etkilenmektedir. İç kaynaklı etmenler yaş ve genetik mirastır. Bunlar dışında kalan bütün etmenler dış kaynaklıdır; güneş ışığına maruz kalma (üst ve orta deri), yediklerimiz, ne kadar ve nasıl yediğimiz, uyku düzenimiz ve saatimiz, fiziksel aktivite düzeyimiz ve sıklığımız, çevresel etmenler (sigara, alkol, egzoz dumanı vs.).

Derimiz kollajen ve elastin adını verdiğimiz iki ana temel proteinden oluşmakta ve çok sayıda vitamin, mineral, enzim ve esansiyel yağ asitlerini içermektedir.
ccc
Derinin yeniden yapılanma döngüsünü etkileyen dış faktörlerden biri de beslenmedir. Yaşam boyu cilt sağlığını destekleyen, koruyan ve işlevinin devamlılığını sağlayan spesifik besin öğeleri şöyledir:

. Su: Cildimiz için sayısız faydası olan su, cildi nemlendirir, arındırır, besler. Yetersiz tüketimi sonucu cilt kurur, nemini kaybeder ve çatlar. Günlük 30 ml/ kg su tüketimi ihtiyacı karşılamada yeterlidir.
. Protein :Aminoasitlerin bir araya gelmesiyle oluşan protein, hayatımız için elzem bir besin öğesidir. Et ve süt ürünleri ,yumurta, kuru baklagiller ve bazı sebzelerden alınan proteinlerin yetersizliği ciltte ödem ve pigmentasyona (lekelenme) neden olur, cilt kurur, çatlar ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Özellikle vejeteryan beslenen bireylerde yeterli kollajen sentezi olmaması sonucu cilt incelir, elastikiyetini kaybeder ve erken yaşlanır.
. Yağ: Et ve süt ürünlerinden, ceviz, badem, fındık gibi sert kabuklu meyvelerden, sıvı ve katı yağlardan vücudumuza aldığımız yağların tüketimi cilt sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Hücre zarımız özellikle linoleik ve araşidonik asit denilen lipitlerden oluşmaktadır. Yağ asitleri genellikle cilt yapılanmasında, nemlendirme ve genellikle elastikiyetten sorumludur. Yağlardan yoksun bir beslenme sonucu deri su kaybeder ve kepeklenmeye neden olur, ileride egzama görülebilir. Elzem yağ asitleri olan omega 3, 6 ve 9 yağ asitleri doğrudan hücre yapısına girmekte, dolayısıyla derinin yapısına girmektedir. Omega 3 ve 6 yağ asitleri genç görünmeyi sağlar, kırışıklıkları önler, cilt üzerindeki enfeksiyonları engeller, cildin kuruması ve yaşlanmasını önler. Omega 3 ve 6 yağ asitleri akne, siyah nokta gibi cilt sorunlarının giderilmesinde de etkilidir. Özellikle Omega 3 yağ asitlerinin yetersiz olması ciltte hassasiyete neden olmakta ve ciltte beliren siyah ve beyaz noktaların nedeni olabilmektedir. Ayrıca aşırı yağlı beslenme sonucu gözlerin çevresindeki deride sarımsı renkte yağlı madde birikimi (Ksantelazmalar) oluşmaktadır.

* Genç cilt daha çok kan akımı ve damarsal oluşumdan meydana gelmekteyken yaşlı cilt zamanla daha çok UV ışınına marul kalır, yıpranır, yer çekimine karşı koyamaz ve çöker.

. A vitamini: Cildin onarımını ve bakımını düzenler. Yeni hücrelerin oluşmasında etkilidir. İçerdiği karotenoidler ile antioksidan özellik gösterir ve UV ışınlarından korunmayı sağlar. Yetersiz alımı sonucu deride pullanma, ciltte kuruluk, kırılgan saçlar, hiper-keratinizasyon ve akne sorunları görülür.
. B2 vitamini (riboflavin): Özellikle sütte ve yoğurdun suyunda bulunan, suda eriyen B2 vitamini yetersizliği sonucu dermatit, dudaklarda ve göz çevresinde kesik şeklinde yaralar görülür, dilde renk değişikliği gelişebilir.
. B3 vitamini (niasin): Yetersizliği sonucu pellegra, deride renk değişikliği, çatlak, egzama ve pigmentasyon görülür, dil şişebilir, dudaklarda renk değişir.
. B6 vitamini (pridoksin): Cildin yapılanma sürecinde destekleyici etki gösterir. Eksikliği durumunda dudak kenarlarında ve dilde yaralar, göz ve kaşlarda lezyonlar oluşur.
. B12 vitamini: Sadece et ürünleri ile vücuda alınabilen B12 vitamini yetersizliği sonucu deri hiperpigmentasyonu, vitiligo ve saçlarda değişiklikler görülür.
. Biotin: Ana kaynağı yumurta olan biotin deri, tırnak ve saç hücrelerinde bulunan bir besin öğesidir. Yeterli olarak tüketilmemesi veya özellikle yumurtanın çiğ olarak tüketilmesi sonucunda vücut tarafından kullanılamaz ve deride yaralar, saç dökülmeleri şeklinde kendini gösterir.
. C vitamini (etken maddesi: askorbik asit): İçerdiği askorbik asit ile antioksidan özellik göstererek güneş ışınları ve hava kirliliğinin verdiği zararlı etkileri alt seviyeye indirir. Eksikliğinde skorbüt hastalığı görülür. Özellikle UVA ışınlarının oluşturduğu hasarı engeller ve kollajen sentezinde rol oynar. Pek çok kozmetik ürünün içerisinde foto yaşlanmaya karşı koruyucu olarak bulunmaktadır. Özellikle serbest radikaller sonucu yıpranan cildin onarımı için çok etkilidir.
. E vitamini (etken maddesi: alfa tokoferol): Kırışıklıkları ve cilt kuruluğunu engeller. İçerdiği alfa tokoferol ile antioksidan özellik göstererek serbest radikallerin etkinliğini azaltır veya bunların yan ürünlerini ortadan kaldırır. Özellikle UVB ışınlarına bağlı oluşan hasarın önlenmesinde etkilidir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının cildi UV ışınları hasarlarından koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği gözlenmektedir.
. Çinko: Yağsız et türlerinde ağırlıklı olarak bulunan çinko minerali, cilt sağlığı, cilt yağ üretimi ve akne üreten hormonların kontrolünde etkilidir. Akne çoğunlukla çinko eksikliğinin göstergesidir.
. Selenyum: Doku elastikiyetinden sorumlu olan ve güneşin zararlı ışınlarından cildi koruyan selenyum minerali, E vitamini ile bir araya geldiği zaman antioksidan özellik göstermektedir. Saç ve tırnağın yapısında yoğun olarak bulunur. Yapılan çalışmalar selenyumun deri kanserini önlemede anahtar rol oynadığını vurgulamaktadır.
. Bakır: Kollajen ve elastin sentezinde rol oynar, cildi sıkılaştırır ve esnekliğini sağlar, cilt yaralarını iyileştirir. Bakır mineralinin foto ışınların yol açtığı hasarları hızla yok ettiği, cildi esnettiği ve kalınlığını düzenlediği bilinmektedir.
. Demir: Kanımıza rengini veren demir mineralinin eksikliği sonucu tırnaklarda içe çökme (kaşık tırnak), kırılma ve çizgilenme, dilde papillanın hasara uğraması, kaşıntı, dudak mukozasının renk ve yapısının bozulması ve dudak köşelerinde çatlaklar görülür.

* Cilt hem içten hem de dıştan yaşlanır.

Cilt Sağlığı İçin Her Gün Tüketilmesi Gereken Besinler:
. Günlük taze ve renkli sebze ve meyveler
. Tam tahıllı/buğdaylı ekmek
. Az yağlı/yağsız et türleri (özellikle beyaz et), süt türevleri (süt, yoğurt, peynir, ayran, kefir)
. Ceviz, badem, fındık gibi sert kabuklu meyveler
. Yumurta
. Zeytinyağı
. Su

Cilt Sağlığı İçin Tüketilmemesi veya Sınırlandırılması Gereken Besinler:
. Alkol
. Hazır ürünler (bisküvi, gofret, çikolata, çorba, yemekler, meyve suları, her türlü soslar, salamura ürünler)
. Tuz oranı yüksek yiyecek ve içecekler (şalgam, turşu suyu vs.)
. Basit şeker grubundaki ürünler (çay şekeri, abur cubur, her türlü tatlı)
. Her türlü gazlı içecek
Ayrıca sigara…

Reklamlar

DİYABETİN FARKINDA OLUN…FARKLI OLUN !

  DiABETES MELLiTUS (DiYABET)

       Diyabet (Şeker Hastalığı) insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren bir hastalıktır. insülin, pankreas adını verdiğimiz organımızdan salgılanan bir hormondur. Kandaki glukozun (şekerin) yükselmesine neden olur. insülin olmadan, vücudumuz alınan gıdaları istenilen şekilde kullanamaz.

ddd

      Eğer insülin hormonu tamamen eksikse bu diyabete “Tip 1 diyabet (insüline bağımlı diyabet)” denir. Genellikle çocuk veya genç yaştaki hastalarda görülür. Eğer insülin hormonu var, ama miktarı azsa veya dokularda insüline karşı direnç varsa, bu diyabete de “Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet)” denir. Genellikle 35 yaşından sonra görülür. Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu insülin kullanmak zorundadırlar. Tip 2 diyabetli hastalar ise diyet, egzersiz ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilebilir. Gerekirse hastalığın ilerleyen dönemlerinde insülin kullanabilirler.

     Diyabet;

* Ömür boyu süren bir hastalıktır.

* insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşur.

* Kan şekerinin yükselmesine neden olur.

     Diyabetin Belirtileri;
*Yorgunluk, halsizlik
*Ağız kuruluğu, susuzluk hissi, çok su içme
*Sık idrar yapma
*Yaraların geç iyileşmesi
*Kuru ve kaşıntılı cilt
*Sık enfeksiyon gelişmesi
*Açlık hissi ve çok yemek yeme
*Görme bulanıklığı

    Diyabet Risk Faktörleri;

*Obezite
*Ailesinde diyabetli bulunanlar
*Gebelik diyabeti veya iri doğum öyküsü
*İleri yaş (Tip 2 diyabet için)
*Hareketsiz yaşam
*Hipertansiyon ve hiperlipidemisi bulunanlar

Diyabet Tedavisi
**Eğitim
**Egzersiz
**Sağlıklı Beslenme
**Doğru İlaç
Adsız

    Diyabet tedavisi 4 ana başlık altında toplanabilir. Tedavinin amacına ulaşabilmesi için diyabetli bireylerin bu 4 hususa da dikkati ve uyumu gerekir. Tedavide başarıya ulaşabilmek için her diyabetlinin diyabet hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

    Diyabetin risk faktörleri arasında, fiziksel aktivitenin azlığı ve obezite (şişmanlık) önemli yer tutar. Özellikle son yıllarda tüm dünyada diyabetli birey sayısındaki artış gelişen teknoloji ile birlikte insanların daha sedanter yaşamasıyla yakından ilgilidir. Fiziksel aktivitenin azlığı diyabet gelişiminde rol oynadığı gibi diyabetli bireylerde kan şekeri regülasyonunu da olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle tüm diyabetliler ve hatta diyabet riski taşıyan bireyler yaşları, fizik kapasiteleri ve eşlik eden sağlık sorunları da göz önünde bulundurularak düzenli egzersiz programları uygulamalıdırlar.

   Diyabet tanısı alan her bireye yaşına, kilosuna, fiziksel aktivitesine uygun bir beslenme programı uygulanmaktadır. Her diyabetliye konusunda uzman bir diyetisyen tarafından diyabetik diyet detaylı olarak anlatılmalı, mümkün olduğunca hastanın beslenme alışkanlığına yakın bir program düzenlenmelidir.

  Diyabet tedavisinde egzersiz ve diyet tedavisine rağmen kan şekeri hala yüksek seyrediyorsa şeker düşürücü hapların kullanılması gerekir. Farklı etkileri ve kullanım şekilleri bulunan çeşitli şeker düşürücü ilaçlardan uygun olanı diyabetliyi takip eden doktor tarafından seçilerek tedaviye eklenir. İlaç tedavisinde diyabetlinin dikkat etmesi gereken hususlar; ilaçların zamanında ve doktorun uygun gördüğü dozda kullanılmasına özen göstermektir.

Diyabette Beslenme
14 kasım diyabet

   *Kişiye göre hazırlanmış bir beslenme programı diyabetlilerin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam tarzı gösterebilmeleri için tedavinin temelini oluşturmaktadır. Özellikle Tip II diyabetliler için hazırlanmış iyi bir beslenme planı kan şeker seviyelerini normal düzeylerde tutmaları için önemlidir.

 *Her kişi birbirinden farklı olduğu için diyabetli bireylerin diyetleri de yaşam şekillerine göre farklılık gerektirir.       Diyabetliler için bir tek diyet örneği yoktur.

 *Beslenme planı hazırlanırken en önemli nokta aksi bir durum yoksa diyabetli kişinin vücut ağırlığını korumaya yönelik olmalıdır.

 *En az 5 öğün olacak şekilde beslenmelidir.

 *Protein, karbonhidrat ve yağlar gereksinmeleri karşılayacak düzeylerde diyette yer almalıdır.

 *Alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır.

 *Beslenme planı yeterli ve dengeli olacak şekilde hazırlandığında kan şekeri normal seviyelerde kalır.

  Karbonhidratlar
*Toplam alınan günlük kalorinin yaklaşık % 50- 60 karbonhidratlardan sağlanmalıdır.

 *Lif oranı yüksek , rafine olmamış, kepekli ekmek, kepekli pirinç, makarna kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.
*1 gram karbonhidrat ile 4 kalorilik enerji sağlanmış olur.

  Şeker
*Meyveden gelen şeker  saf şekere göre kan şekerini daha az yükseltir. Bu nedenle yanında proteinli bir besin ile meyve tüketilmesi ara öğünlerde tercih edilmelidir, kabuğu ile yenebilen meyvelerin soyulmadan yenilmesi  lif açısından iyi olur ve kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller

  Proteinler
*Günlük alınan toplam kalorinin % 12- 15’i proteinlerden gelecek şekilde ayarlanmalıdır.

  Yağlar
*Günlük alınan enerjinin % 30’u yağlardan gelecek şekilde düzenlenmelidir.
*Doymuş yağ yerine doymamış yağlar olarak nitelendirilen sıvıyağ tüketimini arttırmak uygun olacaktır.
*Sebze yemeklerine koyacağınız yağ miktarını 1 kg sebzeye 2 çorba kaşığı sıvıyağ olacak şekilde ayarlamalısınız.

  Lif
*Lif yani posa vücutta bir süpürge görevindedir. Vücut tarafından emilmedikleri içinde kompleks karbonhidratlar olarak beslenmede yer almalıdır.
*Meyveler, sebzeler ve kuru baklagiller posadan zengin besin öğeleridir.
*Posa karbonhidrat emilimini yavaşlatarak kan şekerinin hızla yükselmesini engeller
*Günlük alınan posa miktarı 20- 30 gram olacak şekilde ayarlanmalıdır.

  Görüldüğü gibi diyabet, yaşamınızda başta beslenme alışkanlıklarınız olmak üzere bazı değişikliklerin oluşmasını gerektirmektedir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak yiyeceklerdir ve bu nedenle sağlıklı beslenme diyabette tedavinin temelidir.

   *Yediğim yiyecekler kan şekerimi nasıl etkiliyor?
*Bir günde kaç kalori almam gerekir?
*Tedavime göre öğün saatlerini nasıl ayarlayabilirim?
*İhtiyacım olan enerjiyi alabilmek için hangi yiyecekleri yemem gerekir?
*Daha az yağ tüketimini nasıl sağlayabilirim?
*Egzersiz planıma göre beslenme düzenimde yapmam gereken değişiklikler nelerdir?
*Hipoglisemiden korunmam ve tedavi etmem için ne yapmam gerekir?

Diyetisyenlerden yukarıdaki sorularınızın ve diğer birçok sorunuzun cevabını öğrenebilirsiniz.

Diyetisyeniniz sevdiğiniz yiyecekleri içeren sağlıklı beslenme planınızın oluşmasında ve beslenme alışkanlıklarınızın değişmesinde size yardımcı olacak kişidir.

  Tedavi planınızda doktorunuz tarafından yapılan bir degişiklik varsa veya
Yıllık kontroller için yılda 2 kez mutlaka diyabet konusunda deneyimli bir diyetisyene danışınız.

Sporcu Beslenmesinde Nelere Dikkat Edilmeli?

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=spor_beslenme_programi&m=Sayfalar&id=184&ek=169&m_id=176

Sporcu beslenmesindeki amaç cinsiyet, yaş ve fiziksel çalışmaya göre, gereksinim duyulan bütün beslenme ögelerini ve harcanan enerjiyi yeterli oranlarda sağlamaktır. Her türlü idman, derecesi ve süresine göre enerji harcaması gerektirir.

uu
Özellikle yarışlar ve müsabaka öncesi performansı oldukça artırabilecek bir şekilde özel diyetler uygulanıp, diğer zamanlarda ise antrenmanın türü ve süresine göre özel beslenme programı uygulanır. Amaç kas glikojen düzeyini en üst noktaya taşımaktır.

Diyetle yeterli karbonhidrat, esansiyel yağ asidi, protein, vitamin, mineral ve suyun tüketilmesi optimal fiziksel performans için yeterli ve gereklidir. Çünkü enerji oluşumu ile ilgili bu esansiyel besin ögelerinin yetersiz tüketimi egzersiz sırasında fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları olumsuz yönde etkilemektedir. İyi beslenen sporcuların çeşitli esansiyel besin ögeleri ve ticari diyet suplementlerini kullanması gerekli değildir.

Sporcuların bu konuda en doğru şekilde yani; doktor ve diyetisyen danışmanlığında çalışmaları gereklidir.

DİYABETİN FARKINDA OLUN…FARKLI OLUN

Diyabet Nedir?
Diabetes Mellitus (DM), pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonunun tam veya kısmi yetersizliği sonucu ortaya çıkan karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozuklukları ile karakterize olan, yasam boyu suren kronik bir metabolizma hastalığıdır. Klinik olarak polidipsi (çok su içmek), poliüri (çok idrar yapmak.), polifaji (fazla yeme), kilo kaybı gibi klasik belirtileri mevcuttur.
Adsız
Diyabetin beraberinde getirdiği komplikasyonları ise;
 • Koroner kalp hastalığı
• İnme
• Damar hastalıkları
• Retinopati (gözde sorunlar)
• Nefropati (böbrekte sorunlar)
• Nöropati (sinir hastalıkları) şeklinde sıralanabilir.
Kimler Diyabet Hastasıdır?
• Yapılan tahlillerde Hba1c değeri %6.5’in üstünde olanlar,
• Açlık kan şekeri 126mg/dl veya daha yüksek çıkanlar.
ddd
TİP 1 DİABETES MELLİTUS (İnsüline Bağımlı Diabetes Mellitus)
    Çocuk ve gençlerde
• Ani başlar,
• Ailede genelde yok
• Vücut ağırlığı genelde normal
• İnsülin üretimi az/yok
• Çok su içme, sık idrara çıkma, acıkma, kilo kaybı
TİP 2 DİABETES MELLİTUS ( İnsüline Bağımsız Diabetes Mellitus)
• Genelde 40 yaş üstü
• Yavaş başlar
• Genelde ailede mevcut
• Geneli obez
• İnsülin üretimi normal/az/çok
• Çok su içme, sık idrara çıkma veya belirti yok.
 
Tip 2 Diyabeti önlemek için;
• Gün içinde 3-5 porsiyon sebze tüketilmeli
• Kurubaklagil tüketimi arttırılmalı
• Günde 3 porsiyon meyve tüketilmeli
• Yağ ve yağlı yiyecek tüketimi azaltılmalı
• Yarım yağlı/yağsız süt ve yoğurt tüketilmeli
• Şeker ve şekerli yiyecek tüketimi azaltılmalıdır.
14 kasım diyabet
Başarılı bir diyabet tedavisi için;
. Sağlıklı beslenme
. Hareketli olma
. Düzenli ilaç/insülin kullanma
. Kendi kendine şeker izlemi şeklinde sıralanabilir.
 Başarılı bir beslenme tedavisi için;
Karbonhidratlar;
• Diyabetlilerde karbonhidrat miktarında gün gün tutarlılık olması gerekir.
• Diyabetli bireye karbonhidrat kaynağı olarak önerilen besinler; tam taneli tahıllar, ekmek, kuru baklagiller, sebzeler, meyveler ve süt grubudur.
Posa alımına özen gösterilmelidir;
Posalı besinler;
• Kan şekerini yavaş yükseltir,
• İnsülin ihtiyacını azaltır,
• Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.
• Barsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.
• Kan yağlarının  yükselmesini önler.
• Günlük alınan posa miktarı 20- 30 gram olacak şekilde ayarlanmalıdır.
Yağlar;
• Kırmızı et yerine, tavuk, balık, hindi etini tercih edilmeli.
• Haftada 1-2 porsiyon balık tüketilmeli.
• Etli yemeklere ayrıca yağ eklenmemeli.
• Yemeklerinizde katı yağ yerine sıvı yağ ( zeytinyağ/fındık yağı ve ayçiçek/ mısırözü/ soya) kullanılmalı ve mümkün olduğunca yağ miktarı azaltılmalı
• Haftada 2 kez yumurta yenilmeli.
• Sakatatlar( karaciğer, beyin, böbrek vb), doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksek olduğu için tüketilmemeli,
• Sosis, salam, pastırma, sucuk gibi et ürünleri tüketilmemeli,
• Kuyruk yağ, iç yağı, tereyağ ve katı margarainler kullanılmamalı,
• Yemekler pişirilirken kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli.
Alkol;
• Alınan alkolün cinsi, miktarı ve beraber alınan besin önemlidir.
• Aç karnına alkol hipoglisemiye( Kan glikoz düzeyinin 60 mg/ dl veya bu değerin daha da altına düşmesi) sebep olabilir.
• Yetişkin kadınlar için 1 ölçü, erkekleriçin 2 ölçü dengeli yemek öğünü ile alınabilir.
Fiziksel Aktivite;
Fiziksel aktivite, vücutta glikozun daha iyi kullanılmasını sağladığı gibi kullanılan insülinin daha etkili olmasını sağlar. Egzersiz programına, bireyin kısa zamanda tolere edebileceği, hafif bir egzersizle başlanılmalıdır. Bireyin genel sağlık durumuna göre aktivite sıklığı ve süresi değiştirilebilir. Yapılan aktivite düzenli olarak, hayat boyu devam ettirilmelidir.
Öneriler;
• Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli,
• Bireye uygun vücut ağırlığı sağlanmalı ve sürdürülmeli,
• Öğün atlanmamalı,
• İnsülin ve/veya ilaç zamanlarına ve dozlarına dikkat edilmeli,
• Önerilen fiziksel aktivitelere (yürüyüş gibi) özen gösterilmeli,
• Sigaradan uzak durulmalı,
• Önerilen besinlerin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmeli,
• Oruç tutmak, bir veya birkaç öğün atlamak sakıncalıdır,
• Diyet ürünleri hiçbir kısıtlama olmadan yenilebilecek yiyecekler olarak düşünülmemelidir.

METABOLİK SENDROMDA BESLENME TEDAVİSİ

http://www.nutrasystem.com.tr/?m=Sayfalar&id=272

Metabolik sendrom (MS), insülin direnci veya glukoz toleransı veya diabetes mellitus ile başlayan; abdominal obezite, dislipidemi, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı gibi sistemik bozuklukların birbirini etkilediği ölümcül bir endokrinopatidir. Sendrom X, polimetabolik sendrom, ölümcül dörtlü, uygarlık sendromu olarak ta bilinmektedir. Metabolik sendromun temelinde insülin direnci yatar.

Metabolik sendrom sıklığı, yaş ilerledikçe ve vücut ağırlığı arttıkça artar. 2004 yılında Metabolik Sendrom Derneği’ nin (METSAR) sonuçlarına göre, 20 yaş ve üzerindeki erişkinlerde metabolik sendrom sıklığı % 35’ tir. Ülkemizde metabolik sendrom görülme sıklığı kadınlarda % 41,1, erkeklerde % 28,8’ dir.

yyyyy

Metabolik Sendromun Tan Kriterleri:

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1999 MS Tanı Kriterleri:

İnsülin direnci,

Bozulmuş glukoz toleransı,

Diabetes Mellitus (diyabet) tanılarından en az biri

Hipertansiyon (130/85 mm Hg ve üzeri tansiyon)

Dislipidemi (trigliseritin 150 mg/dl üzerinde veya HDL Kolesterolün (iyi kolesterol) erkeklerde40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl altında olması)

Abdominal obezite (BKİ değerinin 30 kg/m² üzerinde olması veya bel çevresinin erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm üzerinde olması)

Mikroalbuminüri (idrarla allbumin atımı > 20 mcg/dk veya albümin/kreatin > 30 mg/gün) tanılarından en az ikisinin olduğu duruma Metabolik Sendrom denir.

Uluslararası Diyabet Federasyonu MS Tanı Kriterleri:

Abdominal obezitenin olması

Trigliserit yüksekliği ( >150 mg/dl)

HDL Kolesterol düşüklüğü (erkeklerde40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl altında olması)

Açlık kan şekeri yüksekliği ( >100 mg/dl)

Hipertansiyon veya yüksek kan basıncı kriterlerinden en az birinin olması durumuna Metabolik Sendrom denir.

Metabolik Sendroma Neden Olan Etmenler

Genetik faktörler

Beslenme alışkanlıkları (fast food beslenme tarzı, yağlı veya şekerli besinlerin tüketilmesi, hatalı pişirme tekniklerin kullanılması vs.)

Alkol tüketimi

Fiziksel aktivite düzeyinin yetersiz olması

Hastalıklar (hipertansiyon, obezite, dislipidemi vs.)

Çevresel faktörler

Metabolik Sendromun oluşmasına neden olan en büyük risk faktörleri obezite ve insülin direncidir. İnsülin direncini ortaya çıkaran faktörler ise; fiziksel aktivite yetersizliği, ileri yaş, endokrin ve genetik faktörlerdir.

Metabolik Sendrom hastalarının kan damarlarındaki sertleşmeler ve tıkanmalar, inme ve kalp krizi riskini yükseltir. Metabolik Sendrom;

Tip 2 diyabet,

Kardiyovasküler hastalıklar,

Hipertansiyon,

Kanser,

Böbrek hastalıkları,

Dislipidemi,

Obezite,

Alkole bağımlı olmayan karaciğer yağlanması,

Polikistik over Sendromu,

Damar endoteli bozukluğu,

Kan pıhtılaşma eğiliminde artış (hiperkoagülabilite),

Uyku apnesi gibi hastalıklar açısından risk oluşturur.

Tedavi:

İdeal vücut ağırlığına gelme ve beslenme hatalarının düzeltilmesi

Fiziksel aktiviteyi arttırma

Fizyolojik bozuklukları oradan kaldırma (yüksek kan şekeri, insülin direnci vs.)

Metabolik Sendromda Beslenme Önerileri

İdeal vücut ağırlığına gelme veya BKi değerini 20-25 kg/m² arasında tutma

Basit karbonhidratları (çay şekeri, pekmez, reçel, bal, meyve) sınırlama, kompleks karbonhidratları (tam tahıllı ürünler, sebzeler, kuru baklagiller) tüketme

Günlük protein kaynaklarını az yağlı veya yağsız süt ürünleri, yağsız et gruplarından tercih etme

Diyette doymuş yağ miktarını azaltma, daha çok tekli ve çoklu doymamış yağ kaynakları (sıvı yağlar) tüketme

Günde 4-6 porsiyon taze sebze ve meyve tüketme

Su tüketimini arttırma

Lif ve posa alımını arttırma

Glisemik indeksi ve Glisemik yükü düşük gıdaları tercih etme

Tuz tüketimini günde 5-6 gram olarak sınırlama (1 çay kaşığı)

Alkol ve sigara tüketimini sınırlama

Kafein tüketimini sınırlama

Izgara, haşlama, buğlama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih etme

CİLDİNİZ IŞIK DOLGUSU İLE DAHA DA GÜZEL !

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=dolgu__isik_dolgusu&m=Sayfalar&id=21&ek=33&m_id=50

IŞIK DOLGUSU (facelift)

Işık dolgusu; hyaluronik asitli bir dolgudur. Işık dolgusu hyaluronik asitin yanı sıra 7 aminoasit, 3 anti-oksidan ve nemlendiriciler içerir. Amino asitler cildin kollajenini artırır ve nem verirler. Böylece cilt beslenerek zaman içinde daha kaliteli hale gelir. Antioksidanlar cildi koruyarak sağlıklı kalmasını sağlar.

Neden ışık dolgusu yaptırmalıyız?

Işık dolgusu yüzde aydınlık ve parlak bir görünüm yaratan, aynı zamanda cildin toparlanmasını sağlayan bir dolgu türüdür. Tüm yüze, göz altı ve boyun dahil kullanılabilir.

ff

Işık Dolgusu kalıcılık ve etki süreci nasıldır?

Işık dolgusunun kalıcılık süresi ortalama 12 – 18 ay civarındadır. Göz çevresini gençleştirmek, halkalalar ve morluklar için uygulanan gözaltı ışık dolgusunun etkisi ise ortalama bir sene sürebilmektedir. Bu süreler kişinin cinsiyetine, yaşına, yaşam koşullarına ve genetik faktörlere göre değişebilmektedir. Tekrar uygulamalar kalıcılık süresini artırmaya yardımcı olmaktadır.

Işık Dolgusunun içeriği nasıldır?

• Aminoasit: Glisin, Lisin, Treonin, Prolin-İsolösin, Lösin, Valin • Mineral: Çinko ve Bakır, Vitamin B6

• Anti-oksidan: Glutatyon, N-asetil-L-sistein, Alfalipoik Asit • Cilt Nemlendirici: Hyaluronik Asit, Arganin

Işık dolgusu uygulamasından önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Işık dolgusu öncesinde kan sulandırıcı ilaçlar, vitaminler v.b. kaçınılmalıdır. Aksi takdirde morluklar oluşabilir. Uygulamadan önce doktor ön görüşmesi şarttır.

Gözaltı ışık dolgusunu kimler kullanabilir?

Gözaltı ışık dolgusu özellikle gözaltı çukuru olan kişilere uygulanabilir. Bunun dışında gözaltı derisinin yeniden yapılanmasını sağlayarak göz çevresinin gençleşmesine, gözaltı şişlik, halkalanmalar ve morlukların azalmasına yardımcı olur.

Kalıcı Makyaj Hakkında Merak Edilenler?

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=kalici_makyaj&m=Sayfalar&id=162&ek=33&m_id=156

Kalıcı Makyaj

tt
Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle “Mikro Pigment uygulaması” mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması işlemidir. Bu alerjik olmayan, ciltlerde özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gereklidir, ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümü korur. Daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, eye liner, dudak konturu ve pigmentasyon eksikliği (vitiligo) olan bölgelere uygulanmaktadır. Şekil bozuklukları giderilebilir. Böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanılabilir. İstenen sonuçlara 1-2 seansta ulaşılır. Dayanıklılık süresi ortalama 1-3 yıldır.